Saç Ekimi ve Sağlığı

Merhabalar, dünyanın saç ekimi merkezi Türkiye’ye hoş geldiniz. Her yıl 500 binden fazla insan saç ekimi işlemleri için Türkiye’yi tercih ediyor ve bu da Türkiye’yi dünyada en çok saç ekimi yapılan ülkelerinden biri yapıyor. Türkiye’nin böyle bir merkez haline gelmesini sağlayansa son model cihaz ve teknolojilerle donatılmış hastanelerin yanı sıra onlara eşlik eden dünyaca ünlü uzmanlar ve fiyatların çok makul oluşu.

Benim ismim Emre, Türkiye’de yaşıyorum ve ben de saç dökülmesi sıkıntısı yaşıyorum. Bu durum hem psikolojimi, hem de özel ve sosyal hayatımı etkiliyor. Bu sorunları yaşayan milyonlarca başka insan olduğunu da biliyorum. Mesele sağlık olduğunda dikkatli ve kılı kırk yaran bir kişi olduğum için son iki haftamı saç ekimi hakkında merak ettiğim her şeyi araştırmaya, uzmanlarla konuşmaya ve klinikleri ziyarete ayırdım. Bu sayfada sizinle bu süreçte öğrendiklerimi paylaşacağım.

Bu yazımda farklı saç ekimi tekniklerinden operasyon işlemlerine, iyileşme sürelerinden operasyonun başarı oranının artması için dikkat etmeniz gerekenlere kadar merak ettiğiniz her şeyi bulacaksınız. Sayfa sonuna hem benim merak ettiklerimden hem de diğer insanların sorularından oluşan bir “Sık Sorulan Sorular” bölümü ekledim. Yani bu sayfada tüm sorularınıza cevap bulacaksınız.



Saç Ekimi Nedir?

Saç ekimi, başın bir bölgesinde genetik ya da dış faktörlere bağlı olarak tamamen ya da kısmen yaşanan saç dökülmelerinde, saçın en sağlam olduğu, başın iki kulak arasında kalan ve “donör bölge” denen yerden kökleriyle alınan saçların dökülmenin yaşandığı bölgeye ekilmesine verilen genel isim.

Bu işlem hem saç dökülmesinin yoğunluğuna hem de uygulanan tekniğe bağlı olarak 1 ya da 2 sefer uygulanabiliyor. Saç ekiminin bu kadar başarılı olmasının sırrı ise ekilen saçların, alındıkları donör bölgedeki özellikleri muhafaza etmeleri. Yani saçların ekildiği alanda dökülmeye yol açan genetik ya da dışsal özellikleri taşımamaları.

Saç ekimi sırasında uygulanan lokal anestezi sayesinde kişi işlem sırasında hiçbir acı hissetiyor. İşlem sırasında doktorlarla sürekli iletişim halinde oluyorsunuz; aynı zamanda tercih ettiğiniz başka işlerle ilgilenip televizyon izleyebiliyorsunuz. Saç ekimi işlemi sonrasında özel bir ilaç ya da şampuan kullanıp kullanmamak ise doktorlara göre farklılık gösteriyor. Bazı doktorlar fiyat paketleri içerisine dahil ettikleri şampuanların 2-3 ay aralığında kullanılmasını tavsiye edebiliyorlar.

Dünya genelinde yaygın bir şekilde uygulanan saç ekimi, insanlara hem çok kolay başarılı hem de ömür boyu süren bir çözüm sunuyor. Saç ekiminde dünya merkezi olan Türkiye’de gerçekleştirilen ekimlerse dünya ortalamasının üzerindeki başarı oranları ve uzman doktorlarıyla öne çıkıyor. Saç ekimlerinin dünya genelindeki başarı oranı %90 ile 95 arasında yer alırken Türkiye’de bu oran %98.

Saç Ekimi Kimlere Yapılabilir, Kimlere Yapılamaz?

Saç ekimi işlemi maalesef herekese yapılamıyor. Saç ektirebilmek için 18 yaşından büyük olmak ve ağır hastalık taşımıyor olmak ilk şart. Bu ağır hastalıklar arasında kalp hastalığı, böbrek ve karaciğer yetmezliği, diyabet ve tansiyon hastalıklarının yanı sıra, Aids, Hepatit C ve Hemofili de bulunuyor. Saç ekimi öncesinde yapılan kan testinin amacı tam da bu, yani kişinin de bilmediği ve işlemi engelleyecek bir hastalığın olup olmadığını öğrenmek.

İşlem sırasında anestezi uygulandığı için kişinin anesteziye alerjisi olması da saç ekimine engel oluşturuyor.

Saçları tamamen dökülmüş ya da donör bölgede çok az saç yoğunluğu bulunan birisine de maalesef ekim işlemi yapılamıyor. Sakaldan ya da daha da nadiren vücudun başka bölgelerinden alınan kıllar saç ekiminde destek olarak kullanılabilse de asıl saç kaynağının ensedeki donör bölgeden alınması gerekiyor. Bunun mümkün olmadığı durumlarda saç ekimi yapılamıyor, yapıldığı durumlardaysa başarı oranları düşük oluyor. Yani böyle bir durumda iyi bir araştırmayla iyi doktorlara ulaşmak önemli, zira para için sizi kandırmak isteyen kişilerin olması olası.

Saç Ekimi Teknikleri Nelerdir?

Saç ekimi süreçlerinde dünya genelinde ve Türkiye’de uygulanan iki temel teknik bulunuyor. Bunlar FUE olarak bilinen Foliküler Ünite Ekstraksiyonu ve DHI olarak bilinen Doğrudan Saç Ekimi teknikleri. Başarı oranı daha düşük olan daha eski FUT tekniğiyse artık neredeyse uygulanmıyor; ondan dolayı bu iki temel tekniği anlatacağım.

Dünya genelinde yapılan saç ekimi uygulamalarında daha çok FUE yöntemi kullanılsa da DHI tekniğinin kullanımı da giderek yaygınlaşıyor. Her iki teknik de cerrahi operasyon olmadığı için ikisinde de sadece lokal anestezi uygulanıyor ve siz de uygulama süresince istediğiniz işle rahat bir şekilde ilgilenebiliyorsunuz.

FUE ve DHI Teknikleri Arasındaki Farklar Nelerdir?

Saç ekiminin yapıldığı bu iki teknik bazen insanların kafasını karıştırabiliyor. Benimkini biraz karıştırmıştı. Farkları nelerdir, hangisini tercih etmeliyim, hangi teknik daha iyi gibi sorular kafamı kurcalıyordu; ben de bunları bu işi yapan uzmanlara sordum.

İki teknik arasında uygulama noktasında temel bir fark bulunuyor ki isimlerini de buradan alıyorlar aslında. FUE tekniğinde donör bölgeden alınan saç greftlerinin yerleştirilmesi için, ekilecek alanda kanallar açıılıyor ve greftler bu kanallara yerleştiriliyor. DHI tekniğinde ise kanal açılmıyor. Saçlar özel iğnelere yerleştiriliyor ve bu iğnelerle kanal açmadan doğrudan deriye yerleştiriliyorlar. Temel farklılık kısacası bu. Bu farktan dolayı da saç ekiminin yapılacağı alan FUE tekniğinde traş edilirken DHI da edilmeyebiliyor.

Avantaj ve dezavantajları ise değişiyor. Kanal açılması sebebiyle FUE tekniğiyle yapılan ekim seansları daha uzun sürebiliyor. Ama saç ekilecek alan büyükse bu noktada FUE tekniği çok daha etkili oluyor, çünkü tek tek açılan kanallar bu noktada daha etkili.

Yani bu sadece iki teknik arasında tercih yapmanız olmuyor; ekim yapılacak bölgenin yapısı belirliyor biraz da bunu. Ondan dolayı biri diğerinden daha iyi demek doğru olmaz, uzmanlar size daha iyi olanı tavsiye ediyorlar yani, ki bu da ekimin başarı oranını artıracaktır.       

FUE (Foliküler Ünite Ekstraksiyonu) Tekniği Nedir? Nasıl Uygulanır?

Dünya genelinde en çok uygulanan saç ekme yöntemi olan FUE tekniğinde saçlar köklerinden alınıp saçsız bölgelere naklediliyor.

Saç kökleri “donör bölge” olarak da adlandırılan ve dökülmeme özelliği bulunan enseden alınıyor. Saçların köklerinin bulunduğu deri bölgelerineyse “greft” deniyor ve her greft 1 ile 4 arasında saç kökü barındırıyor.

Uygulama öncesinde hem saçların alınacağı hem de ekileceği bölgelere uygulanan anestezi sayesinde işlem kolaylıkla yapılıyor. Anestezi iğnesinin vereceği küçük rahatsızlığa da hassasiyeti ve ağrıya dayanıksız olan kişilereyse “ağrısız anestezi” uygulanabiliyor. Yani her açıdan iyi haber. Tıbbın geldiği nokta açısından da çok sevindirici oldu bunu öürenmek. Cildi hissizleştirerek kişinin anestezi iğnesinin deriye girişini hissetmemesini sağlayan ağrısız anestezi sayesinde kişi rahatsızlık dahi hissetmiyor.

Saçlar donör bölgeden mikro motor uçlarıyla alınmadan önce başta bulunan tüm saçlar 1 mm’den kısa olacak şekilde traş ediliyor. İşlem sırasında mikro motor uçlarıyla kesilen saçlar işlemi gerçekleştiren uzman ekip tarafından toplanıyor. Toplanan saçlar bu süreç için özel hazırlanan bir solüsyonda bekletildikten sonraysa saçların ekimine geçiliyor.

Saç greftleri, saçların döküldüğü alanda açılan küçük deliklere ya da tıbbi tabiriyle kanallara tek tek ve doğal uzama yönleri hesaplanarak ekiliyor.

FUE Tekniğinin Uygulanışı

FUE tekniğiyle yapılan saç ekim işlemleri, ekimin yapılacağı alanın büyüklüğüne göre değişiyor ama bir günlük bir işlemde 6000 saç grefti ekimi yapılabiliyor. Orta büyüklükte bir alana yapılacak ekim işleminde ise ortalama 2000 civarında saç grefti ekiliyor.

Uygulama süreci ise toplam 6 ile 8 saat arasında değişiyor. İşlem sürecini 4 bölüme ayırabiliriz. İşlemin ilk aşamasında operasyona engel oluşturabilecek durumları kontrol amacıyla kan testi yapılıyor, kişi bilgilendiriliyor ve saç ekimi yapılacak bölge belirlenerek traş ediliyor. Bu aşamaya genel olarak hazırlık aşaması diyebiliriz.

İkinci aşamada donör bölgeden saçlar alınarak özel bir solüsyonda bekletiliyor. İşlemin üçüncü aşamasında saç ekimi yapılacak bölgeye kanallar açılıyor ve bu alan saçlar için hazırlanıyor. Son aşamadaysa saçlar uzman ekipler tarafından tabiri caizse yeni evlerine ekiliyor.

FUE Tekniğinde İyileşme Süreci Nasıl?

Saç ekimi uygulamasında hem benim hem de araştırmalarımda gördüğüm kadarıyla insanların en çok merak ettiği soru normal sosyal hayatımıza dönme sürecini belirleyen iyileşme süreci. Bu süreç şöyle işliyor.

Saç ekimi sırasında oluşan yaralar için kullanılan bandajlar 1-2 gün içerisinde çıkarılıyor. Saçların ilk yıkanışı ise işlemin üçüncü günü klinik ortamda gerçekleştiriliyor. Saçlar, bu ilk yıkamadan sonra bir hafta boyunca her gün yumuşak bir biçimde yıkanıyor. Bu kısım başarı oranının artması açısından önemli.

Bu bölgelerde yaşanan kabuklanmalarsa 7-10 gün içerisinde temizleniyor. Doktorlar işlem yaptıran kişinin, bu kabuklar temizlendikten sonra sosyal hayatına geri dönebileceğini belirtiyor.

Yeni ekilen kökler 2-3 hafta uzadıktan sonra dökülüyorlar ama endişelenmeyin, bu tamamen doğal. Bunun nedeniyse saçların kırılması, yani saç kökleri yerinde duruyor demek bu. Sonrasında saçlar yeniden uzamaya başlıyor. Ön bölgelere ekilen saçlar 6-8 ay içinde, başın tepe bölgesine ekilen saçlarsa 8-12 ay içinde son halini alıyor. Bu zaman dilimlerini etkileyen faktörler kişilerin genetik özellikleri ya da dış sebepler. Bu hususta en doğru bilgiyiyse tabii ki doktorunuzdan alıyorsunuz.

FUE Tekniğiyle Yapılan Saç Ekiminde Nelere Dikkat Edilmeli?

Saç ekimi işlemi sonrasında iyileşme süresine ihtiyacınız olacağından, eğer çalışıyorsanız iş yerinden 7-10 günlük bir izin almanız gerekecektir. İşlem öncesinde aspirin benzeri kan sulandırıcı ilaçlar, depresyon ilaçları, ağrı kesiciler, E ve B vitamin ilaçlarıyla multivitaminler içilmemeli. Alkol kullanımı da işlemden en geç 7 gün önce kesilmeli.

FUE saç ekimi sonrasında, saç ekimi yapılan bölgenin 7-10 gün boyunca çok iyi korunması gerekiyor. Bu süre içinde ağır spor, cinsel ilişki, ani hareketler, eğilmeler ve aşırı yorulmalardan uzak durulması gerekiyor. İşlem sonunda takılacak bandajlar 1-2 gün arasında çıkartılıyor ve bu sürede saçlar sadece işlemin üçüncü günü klinik ortamda yıkanıyor.

İşlemin başarı oranının artması için uzmanlar saç ekimi sonrasında 1 ay boyunca havuz, deniz, solaryum, spor salonu, sauna, buhar odası gibi etkinliklerden uzak durulmasını tavsiye ediyorlar. Tavsiyelere uymaksa başarı oranının artmasındaki temel ipucu.

Bu süreçlerin genel olarak uygulanan ve takip edilen süreçler olduğunu belirteyim. Ayrı bir hastalığınızın, cilt durumunuzun ya da koşulun bulunması durumunda bu süreçler ve tedbirler değişiklik gösterebiliyor. 

DHI (Doğrudan Saç Ekimi) Tekniği Nedir? Nasıl Uygulanır?

DHI tekniği halihazırda uygulanmakta olan saç ekim teknikleri arasında hem teknik imkânlar hem de iyileşme süreçleri açısından en gelişmiş teknik olarak kabul ediliyor. Doğrudan Saç Ekimi ya da Kalem Yöntemi olarak da bilinen DHI tekniğinin ayırt edici noktası saç köklerinin alınmasında değil de saçların ekiminde yatıyor.

Saç kökleri “donör bölge” olarak adlandırılan ve dökülmeme özelliği bulunan enseden, iki kulak arasındaki alandan alınıyor. Saçların köklerinin bulunduğu deri bölgeleri “greft” olarak adlandırılıyor ve her greft de 1 ile 4 arasında saç kökü barındırıyor.

Uygulama öncesinde hem saçların alınacağı hem de ekileceği bölgelere uygulanan anestezi işlemin kolaylıkla yapılmasını sağlıyor. Anestezi iğnesinin vereceği küçük rahatsızlığa da hassasiyeti olan ve ağrıya dayanıksız olan hastalara “ağrısız anestezi” de uygulanabiliyor. Biz acı sevmezler için yaşasın yani. Cildi hissizleştirerek kişinin anestezi iğnesinin deriye girişini bile hissetmemesini sağlayan ağrısız anestezi sayesinde hiçbir şey hissetmiyorsunuz.

Saçlar donör bölgeden, FUE tekniğinde olduğu gibi mikro motor uçlarıyla kesiliyor. Kesilen bu saçlar FUE’de olduğu gibi özel bir solüsyonda bekletilmek yerine doğrudan iğnelere yerleştiriliyor. Daha sonra ise tekniğin asıl ayırt edici noktası olan saçların ekimine geçiliyor.

Bu yeni nesil inovatif  DHI saç yönteminde kanal açma aşaması bulunmuyor. Saç kökleri özel bir kalem ya da iğne yardımı ile doğrudan deri altına yerleştiriliyor. Daha sonra iğne otomatik olarak geri çekiliyor ve kök deri altına yerleştirilmiş oluyor. Bundan dolayı da FUE tekniğine göre daha yoğun ekime izin veriyor. Bu inovatif yöntemde greftler kafa derisine tek tek yerleştiriliyor.

DHI Tekniğinin Uygulanışı

DHI tekniğiyle yapılan saç ekimleri, ekim yapılacak alanın büyüklüğüne göre değişiyor ama 5 saatlik bir işlemde 2000 ile 2500 arası saç grefti ekimi yapılabiliyor. DHI tekniğiyle gerçekleştirilen işlemlerde ekimin yapılacağı alandaki saçlar traş edilmediği için FUE tekniğine göre aynı sürede daha az ekim gerçekleştriliyor. Donör bölgeden saçların alınması için o bölge hem FUE hem de DHI tekniğinde traş ediliyor. Yani bu aşamada iki teknik arasında bir fark yok.

DHI tekniğinin uygulama süresi ise toplam 6 ile 8 saat arasında değişiyor. İşlem süreci 3 bölümden oluşuyor.

İşlemin ilk aşamasında operasyona engel oluşturabilecek durumları kontrol amacıyla kan testi yapılıyor, kişi bilgilendiriliyor ve saç ekimi yapılacak bölge belirlenerek traş ediliyor. Bu aşamaya genel olarak hazırlık aşaması diyebiliriz.

Donör bölgeden saçların alınması ikinci aşamayı oluşturuyor. İşlemin üçüncü ve son aşamasında ise saçlar uzman ekipler tarafından DHI iğneleri ya da kalemleriyle ömür boyu kalacakları yeni evlerine ekiliyor.

DHI saç ekiminde, kanal açma işlemi ile kıl kökünün ekilmesi işleminin aynı anda gerçekleştirilmesi saç ekimi süresini 1-2 saat kısaltabiliyor. Saçların döküldüğü alana ekilen greft sayısıysa, FUE tekniğine göre daha sık ekim yapılabilmesi sebebiyle daha fazla olabiliyor.

DHI Tekniğinde İyileşme Süreci Nasıl?

Saç ekimi uygulamasında hem benim hem de saç ektirmeyi düşünen herkesin en çok merak ettiği soru normal sosyal hayatımıza dönme sürecini belirleyen iyileşme süresi. Uzmanlarla görüşmelerimden öğrendiğime göre bu süreç şöyle işliyor.

DHI tekniğinde kanal açma olmadığı için kafa derisinde çok fazla kabuklanma görülmüyor. Kullanılan bandajlar işlemden 1 gün sonra çıkarılabiliyor. Kafa derisinde oluşan kabuklanmalar ise bir hafta içerisinde tamamen dökülüyor. Doktorlar işlem yaptıran kişinin, bu kabuklar temizlendikten sonra normal sosyal hayatına geri dönebileceğini söylüyorlar. Saçların ilk yıkanışı ise operasyonun üçüncü gününde klinik ortamda gerçekleştiriliyor. İşlemin başarı oranını artırmak için saçlar, bu ilk yıkamadan sonra bir hafta boyunca her gün yumuşak bir biçimde yıkanmalı.

Bu aşamadan sonra kişinin saçları yavaşça uzamaya başlıyor. Uygulamadan 3 ay sonra kişinin yeni saçları görünür hale geliyor. 6 aylık süreçte ortalama %70’lik kısım saçlarla dolarken uygulamadan 1 sene sonra saç köklerinde %99’luk çoğalma yaşanıyor.

DHI tekniğinde kalemle yerleştirilen saçlarda görülen bozulma oranı FUE tekniğine göre yüzde 3’le 6 arasında daha fazla bozuluyor. Sizin saç tipinizie en uygun yöntemin hangisi olduğu hususunda gerekli bilgilendirme ve yönlendirmeyiyse doktorlar yapıyorlar. 

DHI Tekniğiyle Yapılan Saç Ekiminde Nelere Dikkat Edilmeli?

Saç ekimi işlemi sonrasında iyileşme süresine ihtiyacınız olacağından, eğer çalışıyorsanız iş yerinden 7-10 günlük bir izin almanız gerekecek. Gerçekleştirilecek işlemden önceki 1 hafta içinde herhangi bir kan sulandırıcı ilaç almamalı, 3 gün içerisinde de alkol ve zararlı madde kullanmamalısınız.

DHI tekniğiyle saç ekimi yapılan bölgenin 7-10 gün boyunca çok iyi korunması gerekiyor. Bu süre içinde ağır spor, cinsel ilişki, ani hareketler, eğilmeler ve aşırı yorulmalardan uzak durulması gerekiyor. İşlem sonunda takılacak bandajlar 1-2 gün arasında çıkartılıyor ve bu sürede saçlar sadece işlemin üçüncü günü klinik ortamda yıkanıyor.

İşlemin başarı oranının artması için uzmanlar saç ekimi sonrasında 1 ay boyunca havuz, deniz, solaryum, spor salonu, sauna, buhar odası gibi etkinliklerden uzak durulmasını tavsiye ediyorlar. Tavsiyelere uymaksa başarı oranının artmasındaki temel ipucu.

Bu süreçlerin genel olarak uygulanan ve takip edilen süreçler olduğunu belirteyim. Ayrı bir hastalığınızın, cilt durumunuzun ya da koşulun bulunması durumunda bu süreçler ve tedbirler değişiklik gösterebiliyor. 

Sık Sorulan Sorular

Saç dökülmelerinin yaklaşık %95’i genetik sebeplerden dolayı yaşanıyor. Bunlar tıp dilinde “androgenetik alopesi” olarak biliniyor ve hem erkeklerde hem de kadınlarda görülebiliyor. Fakat erkeklerde daha çok görüldüğü için “erkek tipi saç dökülmesi” olarak adlandırılan saç dökülmesi daha yaygın olarak biliniyor. Ama isminden dolayı yanlış anlaşılma olmasın; kadınlarda erkek tipi, erkeklerde de kadın tipi saç dökülmesi olabiliyor. Saç dökülmesinin diğer sebepleri arasında bazı deri hastalıkları, psikolojik sebepler ve tiroid hastalıklarının yanı sıra mineral eksiklikleri ve bazı yaşam alışkanlıkları da bulunuyor. Kadınlarda görülen saç dökülmelerinin sebepleri arasında ise kansızlıkla gebelik sırasında ve doğum sonrasında hormon seviyesinde oluşan farklılıklar ön plana çıkıyor. Son olarak günde 100 adet saça kadar dökülmenin normal olduğunu bilmeniz iyi olur. Saçların yaşam döngüsüne bağlı olarak yaşanan bu dökülmeler uzmanlarca herhangi bir kaygı sebebi olarak değerlendirilmiyor. Yani dökülen her saçınızı gördüğünüzde üzülmeyin. İyi bir uzmanla yapacağınız bir görüşme sizde saç dökülmesi olup olmadığını, varsa hangi tip olduğunu ve en uygun ekim yöntemin ne olduğu sorusunu yanıtlayacaktır.

Özellikle genetik kaynaklı kalıcı saç dökülmelerinde saç kök kaybının fazla ve saçların döküldüğü alanın büyük olduğu durumlarda saç ekimi tavsiye ediliyor. Saç dökülmesinin yanı sıra herhangi bir kazaya bağlı saç veya doku kaybı, yanık sebebi ile oluşan saçsız bölgelere de saç ekimi uygulanıyor. Her durumda işlem saç ekimi işlemi oluyor. Kalıcı saç dökülmelerinde saç ekimi yönteminin tercih edilmesinin en önemli sebebi ise kalıcı bir çözüm sunması. Diğer sebeplere bağlı ya da mevsimsel saç dökülmelerinde kök hücre, PRP ve Mezoterapi tedavilerinin yanı sıra mineral tedavileri ya da hastalıkların kaynağına yönelik tedaviler tavsiye ediliyor; zira bu saç dökülmesi vakalarında kaynak ortadan kaldırıldığında saç dökülmesi hem engellenebiliyor hem de yeni saçlar çıkabiliyor.

Saç ekimi için kullanılacak saçlar sakal bölgesinden alınabiliyor. Böyle bir durumda da donör bölge olarak kapatma yoğunluğu yüksek olan çene altı, boyun kısmı ve elmacık kemiklerinin üst kısmı tercih ediliyor. Gerektiği zaman vücudun göğüs ve kol gibi başka bölgelerinden de saç alınıp ekim yapılabiliyor. Fakat ekimde kullanılacak saçların tamamının bunlardan oluşamayacağını bilmeniz gerek. Sakal alanından alınan kıllar sadece saçların alındığı donör bölgede saç yoğunluğunun az olduğu durumlarda destek amaçlı olarak kullanılıyor. Saçın tamamen döküldüğü ya da çok az yoğunlukta olduğu durumlarda vücudun başka bölgelerinden ekim yapılamıyor.

Saç ekimi yaptırmayı düşünen kişilerin en çok merak ettiği sorulardan birisi de işlem sırasında ağrı hissedilip hissedilmediği. Bunu doktorlara ben de sordum ve içimi rahatlatan yanıtlar aldım. Her iki teknik de lokal anestezi desteğiyle yapıldığı için ağrı ya da acı hissetmiyorsunuz. Hem saç köklerinin alınması hem de ekilmesi sırasında gayet rahat bir şekilde başka şeylerle ilgilenebiliyorsunuz, mesela televizyonda favori dizinizi izleyebiliyorsunuz. Anestezi iğnesinin vereceği küçük rahatsızlığa hassasiyeti olan ve ağrıya dayanıksız olan hastalar için de “ağrısız anestezi” uygulanabiliyor. Bu yöntemde kafa derisi önceden hissizleştirildiği için yapılan anestezi iğnesini de hissetmiyorsunuz.

Saç ekiminin kafatasıyla herhangi bir ilgisi bulunmuyor. Saç ekimi deri üzerine yapıldığı için kafatasına herhangi bir etkisi de olmuyor.

Tuzlu solüsyon kimyasal yapısı sebebiyle birçok operasyonda kullanılan bir madde. Saç ekimi işlemi sırasında da üç defa kullanılıyor. Bunların ilki saç köklerinin alınması sırasında, ikincisi ise ekilmesi sırasında. Son kullanım ise operasyonın üçüncü gününde klinik ortamda gerçekleştirilen saç yıkaması sırasında oluyor. Bunlardan sonra tuzlu solüsyonun saç köklerinin ve derinin iyileşmesi noktasında herhangi bir katkısı olmadığı için doktorlar tarafından tavsiye edilmiyor. Operasyonun üçüncü gününden onuncu gününe kadar gerçekleştirilen gündelik yıkamalar çok nazik bir şekilde yapılmak durumunda olduğundan bu aşamada kullanılacak ekstra tuzlu solüsyonun saçları fazla nemlendirme ve saç köklerine zarar verme tehlikesi bulunabiliyor.

İster küçük ister büyük her tıbbi operasyonda en çekindiğimiz şeylerden birisi işlem sonrasında yaşanabilecek komplikasyonlar. Saç ekimi söz konusu olduğunda bu komplikasyonlar küçük olsa da araştırmalarım sonucu yaşanabilecek birkaç sorun olduğunu öğrendim. Saç ekimi tam olarak cerrahi bir müdahale sayılmasa da doğal bir sonuç ve sorunsuz bir iyileşme dönemi için en önemli faktör saç ekiminin uzman kişilerce ve steril şartlar altında gerçekleştirilmesi. Bu açıdan Türkiye’de bulunan klinik ve hastanelerin çok üstün standartlara sahip olduklarını, ekim işlemininse alanlarında uzman doktorlar tarafından gerçekleştirildiğini belirtmekte fayda var. Tüm bunlara rağmen yaşanabilecek komplikasyonlar arasındaysa ağrı ve ödem, kanama ve nadiren de olsa enfeksiyon bulunuyor. Ağrı ve ödem saç ekimi yapılan kişilerin yaklaşık %10’unda görülüyor ve doğal olarak gelişebilmesinin yanı sıra iyileşme süreci prosedürlerine uyulmaması sonucunda da yaşanabiliyor. Özellikle de ekim sonrası 7-10 gün içindeki uyuma pozisyonu önerilerine uyulmaması bu riski artırıyor. Saç ekimi sonrası küçük kanamalar birkaç gün boyunca yaşanabiliyor ve bu normal kabul ediliyor. Fakat bundan uzun süren kanamalar da genel olarak hasta kaynaklı yaşanıyor ve kişinin ekim öncesi kullandığı aspirin, NSAI, E vitamini, alkol, anabolik steroidler ve diğer kan sulandırıcılar bu riski artırıyor. Bunlara dikkat etmek ve doktorların ekim öncesi ve sonrası tavsiyelerine uymak önemli. Çok nadiren yaşanan enfeksiyonların riskini artıran şeyse ekim sonrası oluşan kabuklanmalar. Bu kabuklanmalar işlemden sonra birkaç gün içinde dökülüyor ama bu kabuklanmaların temizlenmesi önemli. Doktorunuzun tavsiyesine göre antibiyotikli kremleri günde 3-4 defa kullanılmanız gerekebilir. Her şeyin başı sağlıksa sağlığın başı da özen ve dikkat, değil mi?

Saç ekimi sonrasında donör bölge bandajla kaplanıyor ve bu bandajlar birkaç gün içerisinde de çıkarılıyor. Bu bölgede yaşanan kabuklanmalar da 7-10 gün arası bir zaman diliminde temizleniyor. Bundan sonra donör bölgede her hangi bir iz ya da yara kalmaz. Çıkan saçlarla birlikte de alan tamamen kapanıyor.

Saç ekimi sonrasında özellikle ilk 10 gün için özel uyuma pozisyonları tavsiye ediliyor, zira ekilen saçların zarar görmemesi operasyonun başarısı için büyük önem taşıyor. Aşağıda yazdığım zaman çizelgesinin kişilere, doktora ve işleme göre küçük değişiklikler içerebileceğini de söyleyelim. Ekimi İŞLEMİNİ takip eden 3 gün boyunca yatarak değil de 45 derecelik bir oturma ya da uzanma düzeninde uyunması gerekiyor. Bu uyku pozisyonu baştaki kanın bir bölgeye yoğunlaşmasını ve o bölgede ödem oluşmasını engelliyor. Bu üç gün boyunca boynu saran bir seyahat yastığı kullanılması tavsiye ediliyor, zira böylelikle başın ön ve arka kısımlarındaki yaraların ve ekimi yapılan saçların zarar görmesi engelleniyor. Bu süreci takip eden bir hafta boyunca da sadece sırt üstü yatılması tavsiye ediliyor. Zira iyileşme sürecinin başarılı bir biçimde geçirilmesi için saç köklerine dokunulmamalı. Bu sırt üstü pozisyon saçların yüzeylerle temasını engelleyerek sürecin sağlıklı bir şekilde geçmesini sağlıyor. Bu 10 gün sonrasında istediğiniz pozisyonda yatabilirsiniz ama saç ekiminin yapıldığı bölgeye bir süre daha dikkat edilmesi kaydıyla.

Saç ekimi, başın bir bölgesinde genetik ya da dış faktörlere bağlı olarak tamamen ya da kısmen yaşanan saç dökülmelerinde, saçın en sağlam olduğu, başın iki kulak arasında kalan ve “donör bölge” denen yerden kökleriyle alınan saçların dökülmenin yaşandığı bölgeye ekilmesine verilen genel isim.

Bu işlem hem saç dökülmesinin yoğunluğuna hem de uygulanan tekniğe bağlı olarak 1 ya da 2 sefer uygulanabiliyor. Saç ekiminin bu kadar başarılı olmasının sırrı ise ekilen saçların, alındıkları donör bölgedeki özellikleri muhafaza etmeleri. Yani saçların ekildiği alanda dökülmeye yol açan genetik ya da dışsal özellikleri taşımamaları.

Saç ekimi sırasında uygulanan lokal anestezi sayesinde kişi işlem sırasında hiçbir acı hissetiyor. İşlem sırasında doktorlarla sürekli iletişim halinde oluyorsunuz; aynı zamanda tercih ettiğiniz başka işlerle ilgilenip televizyon izleyebiliyorsunuz. Saç ekimi işlemi sonrasında özel bir ilaç ya da şampuan kullanıp kullanmamak ise doktorlara göre farklılık gösteriyor. Bazı doktorlar fiyat paketleri içerisine dahil ettikleri şampuanların 2-3 ay aralığında kullanılmasını tavsiye edebiliyorlar.

Dünya genelinde yaygın bir şekilde uygulanan saç ekimi, insanlara hem çok kolay başarılı hem de ömür boyu süren bir çözüm sunuyor. Saç ekiminde dünya merkezi olan Türkiye’de gerçekleştirilen ekimlerse dünya ortalamasının üzerindeki başarı oranları ve uzman doktorlarıyla öne çıkıyor. Saç ekimlerinin dünya genelindeki başarı oranı %90 ile 95 arasında yer alırken Türkiye’de bu oran %98.

Saç ekimi işlemi maalesef herekese yapılamıyor. Saç ektirebilmek için 18 yaşından büyük olmak ve ağır hastalık taşımıyor olmak ilk şart. Bu ağır hastalıklar arasında kalp hastalığı, böbrek ve karaciğer yetmezliği, diyabet ve tansiyon hastalıklarının yanı sıra, Aids, Hepatit C ve Hemofili de bulunuyor. Saç ekimi öncesinde yapılan kan testinin amacı tam da bu, yani kişinin de bilmediği ve işlemi engelleyecek bir hastalığın olup olmadığını öğrenmek.

İşlem sırasında anestezi uygulandığı için kişinin anesteziye alerjisi olması da saç ekimine engel oluşturuyor.

Saçları tamamen dökülmüş ya da donör bölgede çok az saç yoğunluğu bulunan birisine de maalesef ekim işlemi yapılamıyor. Sakaldan ya da daha da nadiren vücudun başka bölgelerinden alınan kıllar saç ekiminde destek olarak kullanılabilse de asıl saç kaynağının ensedeki donör bölgeden alınması gerekiyor. Bunun mümkün olmadığı durumlarda saç ekimi yapılamıyor, yapıldığı durumlardaysa başarı oranları düşük oluyor. Yani böyle bir durumda iyi bir araştırmayla iyi doktorlara ulaşmak önemli, zira para için sizi kandırmak isteyen kişilerin olması olası.

Saç ekimi süreçlerinde dünya genelinde ve Türkiye’de uygulanan iki temel teknik bulunuyor. Bunlar FUE olarak bilinen Foliküler Ünite Ekstraksiyonu ve DHI olarak bilinen Doğrudan Saç Ekimi teknikleri. Başarı oranı daha düşük olan daha eski FUT tekniğiyse artık neredeyse uygulanmıyor; ondan dolayı bu iki temel tekniği anlatacağım.

Dünya genelinde yapılan saç ekimi uygulamalarında daha çok FUE yöntemi kullanılsa da DHI tekniğinin kullanımı da giderek yaygınlaşıyor. Her iki teknik de cerrahi operasyon olmadığı için ikisinde de sadece lokal anestezi uygulanıyor ve siz de uygulama süresince istediğiniz işle rahat bir şekilde ilgilenebiliyorsunuz.

Saç ekiminin yapıldığı bu iki teknik bazen insanların kafasını karıştırabiliyor. Benimkini biraz karıştırmıştı. Farkları nelerdir, hangisini tercih etmeliyim, hangi teknik daha iyi gibi sorular kafamı kurcalıyordu; ben de bunları bu işi yapan uzmanlara sordum.

İki teknik arasında uygulama noktasında temel bir fark bulunuyor ki isimlerini de buradan alıyorlar aslında. FUE tekniğinde donör bölgeden alınan saç greftlerinin yerleştirilmesi için, ekilecek alanda kanallar açıılıyor ve greftler bu kanallara yerleştiriliyor. DHI tekniğinde ise kanal açılmıyor. Saçlar özel iğnelere yerleştiriliyor ve bu iğnelerle kanal açmadan doğrudan deriye yerleştiriliyorlar. Temel farklılık kısacası bu. Bu farktan dolayı da saç ekiminin yapılacağı alan FUE tekniğinde traş edilirken DHI da edilmeyebiliyor.

Avantaj ve dezavantajları ise değişiyor. Kanal açılması sebebiyle FUE tekniğiyle yapılan ekim seansları daha uzun sürebiliyor. Ama saç ekilecek alan büyükse bu noktada FUE tekniği çok daha etkili oluyor, çünkü tek tek açılan kanallar bu noktada daha etkili.

Yani bu sadece iki teknik arasında tercih yapmanız olmuyor; ekim yapılacak bölgenin yapısı belirliyor biraz da bunu. Ondan dolayı biri diğerinden daha iyi demek doğru olmaz, uzmanlar size daha iyi olanı tavsiye ediyorlar yani, ki bu da ekimin başarı oranını artıracaktır.       

Dünya genelinde en çok uygulanan saç ekme yöntemi olan FUE tekniğinde saçlar köklerinden alınıp saçsız bölgelere naklediliyor.

Saç kökleri “donör bölge” olarak da adlandırılan ve dökülmeme özelliği bulunan enseden alınıyor. Saçların köklerinin bulunduğu deri bölgelerineyse “greft” deniyor ve her greft 1 ile 4 arasında saç kökü barındırıyor.

Uygulama öncesinde hem saçların alınacağı hem de ekileceği bölgelere uygulanan anestezi sayesinde işlem kolaylıkla yapılıyor. Anestezi iğnesinin vereceği küçük rahatsızlığa da hassasiyeti ve ağrıya dayanıksız olan kişilereyse “ağrısız anestezi” uygulanabiliyor. Yani her açıdan iyi haber. Tıbbın geldiği nokta açısından da çok sevindirici oldu bunu öürenmek. Cildi hissizleştirerek kişinin anestezi iğnesinin deriye girişini hissetmemesini sağlayan ağrısız anestezi sayesinde kişi rahatsızlık dahi hissetmiyor.

Saçlar donör bölgeden mikro motor uçlarıyla alınmadan önce başta bulunan tüm saçlar 1 mm’den kısa olacak şekilde traş ediliyor. İşlem sırasında mikro motor uçlarıyla kesilen saçlar işlemi gerçekleştiren uzman ekip tarafından toplanıyor. Toplanan saçlar bu süreç için özel hazırlanan bir solüsyonda bekletildikten sonraysa saçların ekimine geçiliyor.

Saç greftleri, saçların döküldüğü alanda açılan küçük deliklere ya da tıbbi tabiriyle kanallara tek tek ve doğal uzama yönleri hesaplanarak ekiliyor.

FUE tekniğiyle yapılan saç ekim işlemleri, ekimin yapılacağı alanın büyüklüğüne göre değişiyor ama bir günlük bir işlemde 6000 saç grefti ekimi yapılabiliyor. Orta büyüklükte bir alana yapılacak ekim işleminde ise ortalama 2000 civarında saç grefti ekiliyor.

Uygulama süreci ise toplam 6 ile 8 saat arasında değişiyor. İşlem sürecini 4 bölüme ayırabiliriz. İşlemin ilk aşamasında operasyona engel oluşturabilecek durumları kontrol amacıyla kan testi yapılıyor, kişi bilgilendiriliyor ve saç ekimi yapılacak bölge belirlenerek traş ediliyor. Bu aşamaya genel olarak hazırlık aşaması diyebiliriz.

İkinci aşamada donör bölgeden saçlar alınarak özel bir solüsyonda bekletiliyor. İşlemin üçüncü aşamasında saç ekimi yapılacak bölgeye kanallar açılıyor ve bu alan saçlar için hazırlanıyor. Son aşamadaysa saçlar uzman ekipler tarafından tabiri caizse yeni evlerine ekiliyor.

Saç ekimi uygulamasında hem benim hem de araştırmalarımda gördüğüm kadarıyla insanların en çok merak ettiği soru normal sosyal hayatımıza dönme sürecini belirleyen iyileşme süreci. Bu süreç şöyle işliyor.

Saç ekimi sırasında oluşan yaralar için kullanılan bandajlar 1-2 gün içerisinde çıkarılıyor. Saçların ilk yıkanışı ise işlemin üçüncü günü klinik ortamda gerçekleştiriliyor. Saçlar, bu ilk yıkamadan sonra bir hafta boyunca her gün yumuşak bir biçimde yıkanıyor. Bu kısım başarı oranının artması açısından önemli.

Bu bölgelerde yaşanan kabuklanmalarsa 7-10 gün içerisinde temizleniyor. Doktorlar işlem yaptıran kişinin, bu kabuklar temizlendikten sonra sosyal hayatına geri dönebileceğini belirtiyor.

Yeni ekilen kökler 2-3 hafta uzadıktan sonra dökülüyorlar ama endişelenmeyin, bu tamamen doğal. Bunun nedeniyse saçların kırılması, yani saç kökleri yerinde duruyor demek bu. Sonrasında saçlar yeniden uzamaya başlıyor. Ön bölgelere ekilen saçlar 6-8 ay içinde, başın tepe bölgesine ekilen saçlarsa 8-12 ay içinde son halini alıyor. Bu zaman dilimlerini etkileyen faktörler kişilerin genetik özellikleri ya da dış sebepler. Bu hususta en doğru bilgiyiyse tabii ki doktorunuzdan alıyorsunuz.

Saç ekimi işlemi sonrasında iyileşme süresine ihtiyacınız olacağından, eğer çalışıyorsanız iş yerinden 7-10 günlük bir izin almanız gerekecektir. İşlem öncesinde aspirin benzeri kan sulandırıcı ilaçlar, depresyon ilaçları, ağrı kesiciler, E ve B vitamin ilaçlarıyla multivitaminler içilmemeli. Alkol kullanımı da işlemden en geç 7 gün önce kesilmeli.

FUE saç ekimi sonrasında, saç ekimi yapılan bölgenin 7-10 gün boyunca çok iyi korunması gerekiyor. Bu süre içinde ağır spor, cinsel ilişki, ani hareketler, eğilmeler ve aşırı yorulmalardan uzak durulması gerekiyor. İşlem sonunda takılacak bandajlar 1-2 gün arasında çıkartılıyor ve bu sürede saçlar sadece işlemin üçüncü günü klinik ortamda yıkanıyor.

İşlemin başarı oranının artması için uzmanlar saç ekimi sonrasında 1 ay boyunca havuz, deniz, solaryum, spor salonu, sauna, buhar odası gibi etkinliklerden uzak durulmasını tavsiye ediyorlar. Tavsiyelere uymaksa başarı oranının artmasındaki temel ipucu.

Bu süreçlerin genel olarak uygulanan ve takip edilen süreçler olduğunu belirteyim. Ayrı bir hastalığınızın, cilt durumunuzun ya da koşulun bulunması durumunda bu süreçler ve tedbirler değişiklik gösterebiliyor. 

DHI tekniği halihazırda uygulanmakta olan saç ekim teknikleri arasında hem teknik imkânlar hem de iyileşme süreçleri açısından en gelişmiş teknik olarak kabul ediliyor. Doğrudan Saç Ekimi ya da Kalem Yöntemi olarak da bilinen DHI tekniğinin ayırt edici noktası saç köklerinin alınmasında değil de saçların ekiminde yatıyor.

Saç kökleri “donör bölge” olarak adlandırılan ve dökülmeme özelliği bulunan enseden, iki kulak arasındaki alandan alınıyor. Saçların köklerinin bulunduğu deri bölgeleri “greft” olarak adlandırılıyor ve her greft de 1 ile 4 arasında saç kökü barındırıyor.

Uygulama öncesinde hem saçların alınacağı hem de ekileceği bölgelere uygulanan anestezi işlemin kolaylıkla yapılmasını sağlıyor. Anestezi iğnesinin vereceği küçük rahatsızlığa da hassasiyeti olan ve ağrıya dayanıksız olan hastalara “ağrısız anestezi” de uygulanabiliyor. Biz acı sevmezler için yaşasın yani. Cildi hissizleştirerek kişinin anestezi iğnesinin deriye girişini bile hissetmemesini sağlayan ağrısız anestezi sayesinde hiçbir şey hissetmiyorsunuz.

Saçlar donör bölgeden, FUE tekniğinde olduğu gibi mikro motor uçlarıyla kesiliyor. Kesilen bu saçlar FUE’de olduğu gibi özel bir solüsyonda bekletilmek yerine doğrudan iğnelere yerleştiriliyor. Daha sonra ise tekniğin asıl ayırt edici noktası olan saçların ekimine geçiliyor.

Bu yeni nesil inovatif  DHI saç yönteminde kanal açma aşaması bulunmuyor. Saç kökleri özel bir kalem ya da iğne yardımı ile doğrudan deri altına yerleştiriliyor. Daha sonra iğne otomatik olarak geri çekiliyor ve kök deri altına yerleştirilmiş oluyor. Bundan dolayı da FUE tekniğine göre daha yoğun ekime izin veriyor. Bu inovatif yöntemde greftler kafa derisine tek tek yerleştiriliyor.

DHI tekniğiyle yapılan saç ekimleri, ekim yapılacak alanın büyüklüğüne göre değişiyor ama 5 saatlik bir işlemde 2000 ile 2500 arası saç grefti ekimi yapılabiliyor. DHI tekniğiyle gerçekleştirilen işlemlerde ekimin yapılacağı alandaki saçlar traş edilmediği için FUE tekniğine göre aynı sürede daha az ekim gerçekleştriliyor. Donör bölgeden saçların alınması için o bölge hem FUE hem de DHI tekniğinde traş ediliyor. Yani bu aşamada iki teknik arasında bir fark yok.

DHI tekniğinin uygulama süresi ise toplam 6 ile 8 saat arasında değişiyor. İşlem süreci 3 bölümden oluşuyor.

İşlemin ilk aşamasında operasyona engel oluşturabilecek durumları kontrol amacıyla kan testi yapılıyor, kişi bilgilendiriliyor ve saç ekimi yapılacak bölge belirlenerek traş ediliyor. Bu aşamaya genel olarak hazırlık aşaması diyebiliriz.

Donör bölgeden saçların alınması ikinci aşamayı oluşturuyor. İşlemin üçüncü ve son aşamasında ise saçlar uzman ekipler tarafından DHI iğneleri ya da kalemleriyle ömür boyu kalacakları yeni evlerine ekiliyor.

DHI saç ekiminde, kanal açma işlemi ile kıl kökünün ekilmesi işleminin aynı anda gerçekleştirilmesi saç ekimi süresini 1-2 saat kısaltabiliyor. Saçların döküldüğü alana ekilen greft sayısıysa, FUE tekniğine göre daha sık ekim yapılabilmesi sebebiyle daha fazla olabiliyor.

Saç ekimi uygulamasında hem benim hem de saç ektirmeyi düşünen herkesin en çok merak ettiği soru normal sosyal hayatımıza dönme sürecini belirleyen iyileşme süresi. Uzmanlarla görüşmelerimden öğrendiğime göre bu süreç şöyle işliyor.

DHI tekniğinde kanal açma olmadığı için kafa derisinde çok fazla kabuklanma görülmüyor. Kullanılan bandajlar işlemden 1 gün sonra çıkarılabiliyor. Kafa derisinde oluşan kabuklanmalar ise bir hafta içerisinde tamamen dökülüyor. Doktorlar işlem yaptıran kişinin, bu kabuklar temizlendikten sonra normal sosyal hayatına geri dönebileceğini söylüyorlar. Saçların ilk yıkanışı ise operasyonun üçüncü gününde klinik ortamda gerçekleştiriliyor. İşlemin başarı oranını artırmak için saçlar, bu ilk yıkamadan sonra bir hafta boyunca her gün yumuşak bir biçimde yıkanmalı.

Bu aşamadan sonra kişinin saçları yavaşça uzamaya başlıyor. Uygulamadan 3 ay sonra kişinin yeni saçları görünür hale geliyor. 6 aylık süreçte ortalama %70’lik kısım saçlarla dolarken uygulamadan 1 sene sonra saç köklerinde %99’luk çoğalma yaşanıyor.

DHI tekniğinde kalemle yerleştirilen saçlarda görülen bozulma oranı FUE tekniğine göre yüzde 3’le 6 arasında daha fazla bozuluyor. Sizin saç tipinizie en uygun yöntemin hangisi olduğu hususunda gerekli bilgilendirme ve yönlendirmeyiyse doktorlar yapıyorlar. 

Saç ekimi işlemi sonrasında iyileşme süresine ihtiyacınız olacağından, eğer çalışıyorsanız iş yerinden 7-10 günlük bir izin almanız gerekecek. Gerçekleştirilecek işlemden önceki 1 hafta içinde herhangi bir kan sulandırıcı ilaç almamalı, 3 gün içerisinde de alkol ve zararlı madde kullanmamalısınız.

DHI tekniğiyle saç ekimi yapılan bölgenin 7-10 gün boyunca çok iyi korunması gerekiyor. Bu süre içinde ağır spor, cinsel ilişki, ani hareketler, eğilmeler ve aşırı yorulmalardan uzak durulması gerekiyor. İşlem sonunda takılacak bandajlar 1-2 gün arasında çıkartılıyor ve bu sürede saçlar sadece işlemin üçüncü günü klinik ortamda yıkanıyor.

İşlemin başarı oranının artması için uzmanlar saç ekimi sonrasında 1 ay boyunca havuz, deniz, solaryum, spor salonu, sauna, buhar odası gibi etkinliklerden uzak durulmasını tavsiye ediyorlar. Tavsiyelere uymaksa başarı oranının artmasındaki temel ipucu.

Bu süreçlerin genel olarak uygulanan ve takip edilen süreçler olduğunu belirteyim. Ayrı bir hastalığınızın, cilt durumunuzun ya da koşulun bulunması durumunda bu süreçler ve tedbirler değişiklik gösterebiliyor. 

Saç dökülmelerinin yaklaşık %95’i genetik sebeplerden dolayı yaşanıyor. Bunlar tıp dilinde “androgenetik alopesi” olarak biliniyor ve hem erkeklerde hem de kadınlarda görülebiliyor. Fakat erkeklerde daha çok görüldüğü için “erkek tipi saç dökülmesi” olarak adlandırılan saç dökülmesi daha yaygın olarak biliniyor. Ama isminden dolayı yanlış anlaşılma olmasın; kadınlarda erkek tipi, erkeklerde de kadın tipi saç dökülmesi olabiliyor. Saç dökülmesinin diğer sebepleri arasında bazı deri hastalıkları, psikolojik sebepler ve tiroid hastalıklarının yanı sıra mineral eksiklikleri ve bazı yaşam alışkanlıkları da bulunuyor. Kadınlarda görülen saç dökülmelerinin sebepleri arasında ise kansızlıkla gebelik sırasında ve doğum sonrasında hormon seviyesinde oluşan farklılıklar ön plana çıkıyor. Son olarak günde 100 adet saça kadar dökülmenin normal olduğunu bilmeniz iyi olur. Saçların yaşam döngüsüne bağlı olarak yaşanan bu dökülmeler uzmanlarca herhangi bir kaygı sebebi olarak değerlendirilmiyor. Yani dökülen her saçınızı gördüğünüzde üzülmeyin. İyi bir uzmanla yapacağınız bir görüşme sizde saç dökülmesi olup olmadığını, varsa hangi tip olduğunu ve en uygun ekim yöntemin ne olduğu sorusunu yanıtlayacaktır.

Özellikle genetik kaynaklı kalıcı saç dökülmelerinde saç kök kaybının fazla ve saçların döküldüğü alanın büyük olduğu durumlarda saç ekimi tavsiye ediliyor. Saç dökülmesinin yanı sıra herhangi bir kazaya bağlı saç veya doku kaybı, yanık sebebi ile oluşan saçsız bölgelere de saç ekimi uygulanıyor. Her durumda işlem saç ekimi işlemi oluyor. Kalıcı saç dökülmelerinde saç ekimi yönteminin tercih edilmesinin en önemli sebebi ise kalıcı bir çözüm sunması. Diğer sebeplere bağlı ya da mevsimsel saç dökülmelerinde kök hücre, PRP ve Mezoterapi tedavilerinin yanı sıra mineral tedavileri ya da hastalıkların kaynağına yönelik tedaviler tavsiye ediliyor; zira bu saç dökülmesi vakalarında kaynak ortadan kaldırıldığında saç dökülmesi hem engellenebiliyor hem de yeni saçlar çıkabiliyor.

Saç ekimi için kullanılacak saçlar sakal bölgesinden alınabiliyor. Böyle bir durumda da donör bölge olarak kapatma yoğunluğu yüksek olan çene altı, boyun kısmı ve elmacık kemiklerinin üst kısmı tercih ediliyor. Gerektiği zaman vücudun göğüs ve kol gibi başka bölgelerinden de saç alınıp ekim yapılabiliyor. Fakat ekimde kullanılacak saçların tamamının bunlardan oluşamayacağını bilmeniz gerek. Sakal alanından alınan kıllar sadece saçların alındığı donör bölgede saç yoğunluğunun az olduğu durumlarda destek amaçlı olarak kullanılıyor. Saçın tamamen döküldüğü ya da çok az yoğunlukta olduğu durumlarda vücudun başka bölgelerinden ekim yapılamıyor.

Saç ekimi yaptırmayı düşünen kişilerin en çok merak ettiği sorulardan birisi de işlem sırasında ağrı hissedilip hissedilmediği. Bunu doktorlara ben de sordum ve içimi rahatlatan yanıtlar aldım. Her iki teknik de lokal anestezi desteğiyle yapıldığı için ağrı ya da acı hissetmiyorsunuz. Hem saç köklerinin alınması hem de ekilmesi sırasında gayet rahat bir şekilde başka şeylerle ilgilenebiliyorsunuz, mesela televizyonda favori dizinizi izleyebiliyorsunuz. Anestezi iğnesinin vereceği küçük rahatsızlığa hassasiyeti olan ve ağrıya dayanıksız olan hastalar için de “ağrısız anestezi” uygulanabiliyor. Bu yöntemde kafa derisi önceden hissizleştirildiği için yapılan anestezi iğnesini de hissetmiyorsunuz.

Saç ekiminin kafatasıyla herhangi bir ilgisi bulunmuyor. Saç ekimi deri üzerine yapıldığı için kafatasına herhangi bir etkisi de olmuyor.

Tuzlu solüsyon kimyasal yapısı sebebiyle birçok operasyonda kullanılan bir madde. Saç ekimi işlemi sırasında da üç defa kullanılıyor. Bunların ilki saç köklerinin alınması sırasında, ikincisi ise ekilmesi sırasında. Son kullanım ise operasyonın üçüncü gününde klinik ortamda gerçekleştirilen saç yıkaması sırasında oluyor. Bunlardan sonra tuzlu solüsyonun saç köklerinin ve derinin iyileşmesi noktasında herhangi bir katkısı olmadığı için doktorlar tarafından tavsiye edilmiyor. Operasyonun üçüncü gününden onuncu gününe kadar gerçekleştirilen gündelik yıkamalar çok nazik bir şekilde yapılmak durumunda olduğundan bu aşamada kullanılacak ekstra tuzlu solüsyonun saçları fazla nemlendirme ve saç köklerine zarar verme tehlikesi bulunabiliyor.

İster küçük ister büyük her tıbbi operasyonda en çekindiğimiz şeylerden birisi işlem sonrasında yaşanabilecek komplikasyonlar. Saç ekimi söz konusu olduğunda bu komplikasyonlar küçük olsa da araştırmalarım sonucu yaşanabilecek birkaç sorun olduğunu öğrendim. Saç ekimi tam olarak cerrahi bir müdahale sayılmasa da doğal bir sonuç ve sorunsuz bir iyileşme dönemi için en önemli faktör saç ekiminin uzman kişilerce ve steril şartlar altında gerçekleştirilmesi. Bu açıdan Türkiye’de bulunan klinik ve hastanelerin çok üstün standartlara sahip olduklarını, ekim işlemininse alanlarında uzman doktorlar tarafından gerçekleştirildiğini belirtmekte fayda var. Tüm bunlara rağmen yaşanabilecek komplikasyonlar arasındaysa ağrı ve ödem, kanama ve nadiren de olsa enfeksiyon bulunuyor. Ağrı ve ödem saç ekimi yapılan kişilerin yaklaşık %10’unda görülüyor ve doğal olarak gelişebilmesinin yanı sıra iyileşme süreci prosedürlerine uyulmaması sonucunda da yaşanabiliyor. Özellikle de ekim sonrası 7-10 gün içindeki uyuma pozisyonu önerilerine uyulmaması bu riski artırıyor. Saç ekimi sonrası küçük kanamalar birkaç gün boyunca yaşanabiliyor ve bu normal kabul ediliyor. Fakat bundan uzun süren kanamalar da genel olarak hasta kaynaklı yaşanıyor ve kişinin ekim öncesi kullandığı aspirin, NSAI, E vitamini, alkol, anabolik steroidler ve diğer kan sulandırıcılar bu riski artırıyor. Bunlara dikkat etmek ve doktorların ekim öncesi ve sonrası tavsiyelerine uymak önemli. Çok nadiren yaşanan enfeksiyonların riskini artıran şeyse ekim sonrası oluşan kabuklanmalar. Bu kabuklanmalar işlemden sonra birkaç gün içinde dökülüyor ama bu kabuklanmaların temizlenmesi önemli. Doktorunuzun tavsiyesine göre antibiyotikli kremleri günde 3-4 defa kullanılmanız gerekebilir. Her şeyin başı sağlıksa sağlığın başı da özen ve dikkat, değil mi?

Saç ekimi sonrasında donör bölge bandajla kaplanıyor ve bu bandajlar birkaç gün içerisinde de çıkarılıyor. Bu bölgede yaşanan kabuklanmalar da 7-10 gün arası bir zaman diliminde temizleniyor. Bundan sonra donör bölgede her hangi bir iz ya da yara kalmaz. Çıkan saçlarla birlikte de alan tamamen kapanıyor.

Saç ekimi sonrasında özellikle ilk 10 gün için özel uyuma pozisyonları tavsiye ediliyor, zira ekilen saçların zarar görmemesi operasyonun başarısı için büyük önem taşıyor. Aşağıda yazdığım zaman çizelgesinin kişilere, doktora ve işleme göre küçük değişiklikler içerebileceğini de söyleyelim. Ekimi İŞLEMİNİ takip eden 3 gün boyunca yatarak değil de 45 derecelik bir oturma ya da uzanma düzeninde uyunması gerekiyor. Bu uyku pozisyonu baştaki kanın bir bölgeye yoğunlaşmasını ve o bölgede ödem oluşmasını engelliyor. Bu üç gün boyunca boynu saran bir seyahat yastığı kullanılması tavsiye ediliyor, zira böylelikle başın ön ve arka kısımlarındaki yaraların ve ekimi yapılan saçların zarar görmesi engelleniyor. Bu süreci takip eden bir hafta boyunca da sadece sırt üstü yatılması tavsiye ediliyor. Zira iyileşme sürecinin başarılı bir biçimde geçirilmesi için saç köklerine dokunulmamalı. Bu sırt üstü pozisyon saçların yüzeylerle temasını engelleyerek sürecin sağlıklı bir şekilde geçmesini sağlıyor. Bu 10 gün sonrasında istediğiniz pozisyonda yatabilirsiniz ama saç ekiminin yapıldığı bölgeye bir süre daha dikkat edilmesi kaydıyla.

Yorum Yazın

Deneyimlerinizi bizimle paylasın

Adınız ve Sehriniz: Başlık:
Yorumunuz:

Göndere tıklayarak adımın ve yorumumun web de paylasılmasına izin veriyorum.




Form
Whatsapp
wp
2008 - 2020 MedClinicsTurkey.com
Instagram Facebook Twitter Youtube Pinterest Linkedin Tiktok