Göz Hastalıkları ve Ameliyatları Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Merhabalar, dünyanın göz sağlığı merkezi Türkiye’ye hoş geldiniz. Lazerle göz ameliyatları yazımda da kullandığım yazıyı burada kullanıyorum, çünkü ister göz bozukluklarını düzeltmek için yapılan lazer ameliyatları olsun isterse bu yazımda ele alacağım göz hastalıkları olsun Türkiye bunlarda dünyada en ön sıralarda. Türkiye’nin böyle bir merkez haline gelmesini sağlayansa son model cihaz ve teknolojilerle donatılmış hastanelerin yanı sıra onlara eşlik eden dünyaca ünlü uzmanlar ve fiyatların çok makul oluşu.

Ben gözümdeki astigmat ve miyop bozuklukları için lazerle ameliyat olmayı düşünüyorum ve lazerle göz ameliyatları yazısını da araştırmalarımdan edindiğim bilgileri paylaşmak için yazdım. Ama eğer siz de benim gibiyseniz bilirsiniz ki bir kere bir konuya girdiyseniz çıkması kolay olmuyor. Özellikle de sağlık konularında. Ben de bu süreçte hem meraktan hem de böyle bir yazı hazırlamak için araştırmalarıma göz hastalıklarını da dahil ettim. Lazerle göz ameliyatları yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Bu yazımda en yaygın göz hastalıkları ve tedavileri olan katarakt ameliyatı, glokom (göz tansiyonu), vitrektomi ve kornea naklini anlattım. Bunların ne olduğundan operasyon ve iyileşme süreçlerine kadar merak ettiğiniz her şeyi bu yazıda bulacaksınız. Sayfa sonuna merak ettiklerimden ve araştırmalarımda karşılaştığım sorulardan derlediğim bir “Sık Sorulan Sorular” bölümü ekledim. Umuyorum merak ettiğiniz her şeyin cevabını burada bulacaksınız ama bulamazsanız yorum kısmına yazın ve en kısa sürede onu da araştırıp ekleyeyim.



Göz Hastalığı Ne Demektir?

Her organımız çok önemli ama gözlerimizin yeri herhalde hepimiz için ayrı. Gözlerimiz bizim dünyaya açılan penceremiz gibi. Ondan dolayı da gözlerimizin sağlığına önem vermek çok önemli, araştırmalarım sonucundan buna daha da çok ikna oldum.

Gözlerimizde genetik nedenler, enfeksiyon gibi çevresel etkenler ya da yaşlanmaya bağlı olarak sorunlar oluşabiliyor. Bundan dolayı da gözlerinizde hiçbir sorun ya da belirti yoksa bile düzenli göz doktoru muayenesine gitmeniz önem taşıyor. Doktorlar bu hastalıkların erken teşhisi ve tedavisi için 50 yaşına kadar iki senede bir, 50 yaşından sonra ise her sene kontrole gitmeyi tavsiye ediyor. Tekrarlamakta fayda var, bu gözde hiçbir sıkıntının olmadığı zamanlarda geçerli.

Birçok hastalık bu yazıda bu hastalıkların en çok karşılaşılanlarını ele alacağım. Bunlar arasında en çok karşılaşılanı katarakt dediğimiz göz lensimizin şeffaflığını kaybetmesiyle görülen hastalık. Bu hastalık genetik olarak görülebileceği gibi daha yaygın olarak yaşa bağlı görülüyor, çünkü organlarımız da bizimle birlikte yaşlanıyor. Ama gelişen tıp ve teknolojiyle birlikte tedavisi oldukça kolay.

Göz tansiyonu denilen glokom ise göz içi basıncının yükselmesiyle oluşuyor ve 40 yaşın üzerinde görülme sıklığı maalesef artıyor. Vitrektomiyi ise kataraktın simetrik hali gibi düşünebiliriz. Şöyle ki katarakt gözün ön kısmıyla ilgiliyken vitrektomi gözün arka kısmıyla ilgili. Gözün arka kısmındaki kanamalar, iltihaplanmalar gibi sorunların çözümü vitrektomi oluyor. Gözümüzün gördüğümüz renkli kısmın önündeki şeffaf tabaka kornea oluyor. Işınların gözün arka tarafına sağlıklı bir şekilde aktarılamadığı durumlarda bu kornea yüzünden olabiliyor. Bu durumlarda da modern tıp sayesinde bu tabaka sağlıklı bir korneayla değiştirilebiliyor.

Bu hastalıklara ve tedavilerine dair detaylı bilgileri ise aşağıda bulabilirsiniz.

Katarakt Ameliyatı Nedir? Ne Zaman Gerekir?

Katarakt genellikle yaşlı hastalığı olarak biliniyor çünkü çoğunlukla 60 yaş üzerindeki insanlarda görülüyor. Ama genetik veya başka sebeplerle daha erken de görülebiliyor. Ondan dolayı gözümüzde hiçbir sorun olmasa da gözümüzü periyodik olarak kontrol ettirmemiz önemli.

Kataraktın yaşa bağlı olarak arttığını söylemiştim. ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü’ne göre 50-54 yaşlarındaki insanların yaklaşık %5'inde katarakt varken 75-79 yaşlarındaki insanların yaklaşık %50'sinde, 80 yaşın üzerindeki nüfusun yaklaşık %70'inde katarakt görülüyor.

Katarakt kendini çift görme, görünüşte bulanıklık, gece görüş açısının bozulması gibi semptomlarla belli ediyor ve zamanla görme yetisinin azalmasına neden oluyor. Bu hastalığın tedavi edilmesi gerekiyor ve kataraktın ilaçlarla tedavisi maalesef mümkün değil.

Katarakt göz içinde bulanık hale geldiyse göz içinde dağılabiliyor. Böyle bir durumda da körlüğe kadar varan sorunlarla karşı karşı karşıya kalmamak için ameliyat olmak gerekiyor. Doğuştan gelen katarakt hastalığında ameliyat ise daha hızlı bir şekilde gerçekleştirilmeli.

Gözlerinizde görüşle ilgili yukarıda bahsettiğim semptomlardan birisi varsa bir an önce güvenli bir kurumda uzman doktorlarla iletişime geçmenizi ve ameliyatınızı olmanızı tavsiye ediyorum.

Katarakt Ameliyatı Nasıl Gerçekleştiriliyor?

Katarakt ameliyatında gözünüzün içindeki matlaşmış lens şeffaf bir yapay lens ile değiştiriliyor. Ameliyat sırasında herhangi bir ağrı ya da acı hissedilmiyor, sadece küçük bir baskı hissediyorsunuz. Normal bir katarakt ameliyatı çok uzun sürmez, yaklaşık 15 dakika sürmektedir. Genellikle ayakta tedavi işlemidir ve hastanede konaklamayı gerektirmez. Ameliyat işlemi ise şöyle oluyor.

Korneada küçük bir kesit yapılıyor. Opaklaşan lensi küçük kısımlara ayırmak için yüksek frekanslı bir ultrason cihazı veya lazer kullanılıyor. Lazer genel olarak yaygınlaştığı ve güvenli olduğu için lazer şu anda daha yaygın durumda. Sonrasında lensin opak kısımları gözden dikkatlice çıkarılıyor. Bu opak kısımlar çıkarıldıktan sonra uzman doktor yapay merceği göz bebeğinin arkasına yerleştiriyor. Ameliyat bu kadar.

Korneadaki kesit dikişe gerek kalmadan kendiliğinden iyileşiyor. Ameliyat sonrasındaysa gözün üzerine koruyucu bir siper yerleştiriliyor. Eğer iki gözünüzde de katarakt hastalığı varsa bunlar sırayla yapılıyor ve aralarında 1 ile 3 hafta arasında bir zaman oluyor.

Katarakt Ameliyatında İyileşme Süreci

Standart bir katarakt ameliyatı normal olarak sadece 15 dakika sürüyor. Ancak, hazırlık, ameliyat ve dinlenme talimatları ile birlikte ameliyathanede 90 dakika veya daha fazla bir süre kalmanız gerekebiliyor. Ama korkmayın, bu işlemin kendi süresi değil, yani orada dinleniyorsunuz.

Katarakt ameliyatından sonra size refakat edecek birisine ihtiyacınız olacak çünkü gözlerinizi güneş ışığından ve diğer parlak ışıklardan korumak için özel bir gözlük veriliyor. İlaçlı göz damlalarının 3 ile 4 hafta arasında kullanılması gerekiyor. Göz sağlığınız için yaklaşık bir hafta boyunca da uyurken koruyucu göz siperi takmanız gerekiyor. Gözünüz iyileşme süresince, ilk birkaç gün veya durumunuza güre birkaç hafta boyunca az da olsa göz kızarıklığı ve bulanık görme yaşayabilirsiniz.

Bu kısıtlamalarla birlikte gözünüzü ilk günden itibaren kullanabiliyorsunuz.

Katarakt Ameliyatı Sonrasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Katarakt ameliyatı sonrasında iyileşme sürecinin başarılı geçmesi için belli hususlara dikkat etmeniz gerekiyor.

Özellikle ilk iki hafta boyunca yorucu aktivitelerden ve günlük yaşantınızda ya da spor yaparken 15 kilodan fazla ağırlık kaldırmadan uzak durmanız gerekiyor.

Yine birkaç hafta boyunca eğilme, egzersiz ve gözü yorabilecek aktivitelerden kaçınmalısınız.

İyileşme sürecinde gözünüzü suyla temas ettirmemelisiniz. Enfeksiyona neden olabileceğinden, duş alırken gözünüzü kapalı tutmanız ya da büyük yüzme gözlüğü kullanmanız en iyisi. En az iki hafta boyunca yüzme ve jakuzide vakit geçirme gibi aktivitelerden de uzak durmanız öneriliyor.

Gözünüzü enfeksiyona neden olabilecek toz, kir gibi maddelere maruz bırakmamanız, böyle aktivitelerden de uzak durmanız göz sağlığınız en iyisi.

Dikkat etmeniz gerekenlerin belki de en önemlisi ise doktorunuzun tavsiyelerine uyup kontrollerinizi kaçırmamanız.

Glokom (Göz Tansiyonu) Nedir?

Glokom ya da göz tansiyonu göz içi basıncının yükselmesi sonucu göz sinirlerinin bozulmasıdır. Gözümüzün arka tarafında bulunan bir sıvı var ve bu sıvı hem üretiliyor hem de aynı zamanda gözden atılıyor. Bu sıvı gözümüzün önündeki gözyaşı değil. Göz tansiyonu hastalığında bu göz içi sıvısının dışa çıkışında bir tıkanıklık oluşuyor ve buna bağlı artan göz içi sıvısı, göz içi basıncının artmasına neden oluyor. Bu tıkanıklı maalesef çıplak gözle görülemiyor ve artan göz içi basıncı da optik sinire zarar vererek sinirlere zarar veriyor. Bu hastalığın zarar tamamen yaşandıktan sonra geri dönüşü olmadığı için düzenli göz kontrollerinde erkenden teşhis edilmesi ve tedavi edilmesi çok önemli. Körlüğe kadar gidebiliyor bu hastalık.

Glokom en çok yaşa bağlı görülüyor. Bir de aile geçmişinizde varsa özellikle dikkatli olmanızı tavsiye ediyor doktorlar. İki türü bulunsa da süreçleri ve semptomları benzer olduğu için burada yaşa bağlı glokom türünü temel alıyorum.

Glokomun en belirgin semptomları arasında görme bulanıklığı, şiddetli göz ağrısı, baş ağrısı, ışıklar etrafında gökkuşağı hareleri görmenin yanı sıra bulantı ve kusma bulunuyor. Glokomun tedavisinde erken teşhis çok önemli olduğu için hem bu semptomlar varsa doktorlar bir uzmana görünülmesini, rutin kontrollerin de aksatılmamasını tavsiye ediyor.

Bunun önemi şurada. Göz doktoru tarafından yapılan rutin göz muayenesi ile tamamen rastlantısal olarak tespit edilen anormal göz içi basıncı artışı, göz tansiyonunun başlangıç belirtisi olabiliyor. Ama bu ille de glokom hastalığınızın olduğu anlamına gelmiyor. Glokom için göz içi basınç artışına göz sinirinde bozulmanın eşlik etmesi gerekiyor.

Glokomun Tedavi Yöntemleri

Glokomun ne kadar ilerlemiş olduğuna ve ne kadar hızla ilerlediğine bağlı olarak üç çeşit tedavi uygulanıyor. Glokoma göz içi sıvısının dışarı atılamaması olduğu için tüm tedavi yöntemleri bunu sağlamaya yönelik. Bunların ilki ilaçla tedavi. İlaçla tedavide glokomanın durumuna bağlı olarak damlalar ya da ağızdan alınan ilaçlar kullanılıyor. Fakat bu ilaçlar genelde ağır ilaçlar olduğundan yan etkileri de oluyor ve bu konudaki en doğru yöntemi doktorunuz söyleyecektir.

İlaç tedavisinin glokomanın ilerleyişini durdurmadığı durumlarda lazer tedavisi uygulanıyor. Lazer tedavisi çok yüksek olmayan göz içi basınçlarını normal düzeye indirebiliyor. Fakat lazer tedavisinde etki süresi genellikle 2-3 yıl oluyor ve tedavinin etkisi 5 yıl içinde azalıyor. Araştırmalarımdan öğrendiğim kadarıyla lazer tedavisi daha çok ilaç tedavisine uymayan veya ilaç tedavisinin işe yaramadığı durumlarda fakat ameliyat da edilemeyen hastalarda vakit kazanmak istendiğinde uygulanıyor.

Eğer göz içi basıncı kullanılan bütün ilaçlara rağmen normal düzeye indirilemiyorsa, göz siniri tahribatı giderek ilerliyor ve görme alanı giderek kötüleşiyorsa ameliyat gerekli oluyor. Ameliyatın yapılmadığı durumlarda kişinin görme yetisini günden güne yitirdiğini söylemek istiyorum. Gözün yapısına ve göz içi basıncının değerine göre değişen değişik ameliyat teknikleri olsa da hepsinin amacı göz dışına çıkmakta zorlanan ve göz içi basıncının artmasına neden olan göz içi sıvısının çıkışını kolaylaştırmak.

Glokom ameliyatıyla ilgili araştırmalarımda öğrendiğim en önemli şeyse başarı oranının çok yüksek olmasının yanı sıra risklerinin de modern teknoloji sayesinde çok düşük olduğu. Eminim beni olduğu gibi birçok kişiyi de rahatlatacaktır bu bilgi.

Glokom Ameliyatı Nasıl Gerçekleştiriliyor?

Eğer glokomlu kişide göz siniri tahribatı giderek ilerliyorsa ameliyat gerekli oluyor. Burada şunu belirtmem gerekiyor ki göz sinirlerinde oluşan tahribatlar ameliyatla geri döndürülemiyor, yani gözde o zamana kadar olan tahribat maalesef kalıcı. Ameliyat daha fazla tahribatı engellemek ve bulunan sağlıklı sinirleri kurtarmak için yapılıyor.

Glokom ameliyatı standart prosedürde bebek ve çocuklarda genel, yetişkinlerde ise lokal anestezi uygulanarak yapılıyor. Hiçbir ağrı ve sızının olmadığı ameliyatlarda sadece gözünüze uygulanan baskı hissediyorsunuz. Glokom ameliyatı yaklaşık 30 dakika sürüyor.

Farklı ameliyat teknikleri bulunsa da hepsinde göz içi sıvısının gözü rahatça terk etmesini sağlayacak bir kanal açılıyor. Açılan kanalın sağlıklı hücrelerce kapatılması ve göz içi basıncının yeniden yükseldiği ender durumlarda yeniden ameliyat gerekebiliyor.

Bu standart ameliyatla sonuç alınamayan durumlardaysa göze tüpler yani suni kanallar yerleştiriliyor. Bu tüp yerleştirilmesi genellikle daha ağır ve inatçı durumlarda uygulanıyor. Ameliyat sonrasında koruma amaçlı olarak gözlere 24 saatliğine bandaj takılıyor.

En önemli şeyse ameliyat sonrasındaki takipler. Ameliyat sonrası bazı hastalarda yine ilaç kullanımına devam etmek veya mükerrer ameliyatlar gerekebiliyor.

Glokom Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci

Glokom ameliyatı sonrasında iyileşme en az 2-3 hafta sürüyor, ama bu normal hayatınıza dönüşünüz de bu kadar zaman alacak. Bu doktorların daha ziyade görme değerlendirmesinin daha sağlıklı olması için verdikleri süre.

Ameliyat sonrasında gözler bir gece kapalı kalıyor ve ertesi gün açılıyor. İlk 24 saat efor sarf edeceğiniz aktivitelerden uzak duruyorsunuz. Gözünüz açıldıktan sonra günlük aktivitelerinize devam ediyor, kitap okuyabiliyor, televizyon seyredebiliyorsunuz. Tamamen normal hayatınıza dönmeniz ise genellikle 3-4 gün oluyor.

Ameliyattan sonraki bir hafta boyunca gözlerinizin zarar görmemesi için uyurken koruyucu kullanmanız tavsiye ediliyor.

Bazı hastalarda glokom ameliyatı takip eden birkaç gün görmede geçici bir azalma olabiliyor ama bu tamamen normal. Doktorunuzun tavsiyelerini takip etmeniz durumunda görüşünüz en geç 2-3 hafta içinde ameliyat öncesi seviyesine geri dönüyor.

Glokom Ameliyatı Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

Glokom ameliyatı sonrasında operasyonun başarı oranının daha da artması için dikkat edilmesi gereken hususlar bulunuyor.

Bu hususların en önemlisi doktorunuzun tavsiyelerine uymanız ve eğer ilaç verdiyse bunları aksatmamanız.

Ameliyat sonrasında bir hafta kadar spor, ev işleri ya da çalışma gibi fiziksel aktivitelerden olabildiğince uzak durulmalı.

Tavsiye edilen göz damlaları aksatılmamalı.

Ağır işlerde veya tozlu ortamlarda çalışan biriyseniz iş yerinizden 1 aylık izin almanız çok iyi olacaktır.

İş yükü ağır olmayan, ofisler gibi görece temiz ortamlarda çalışan biriyseniz 2 hafta sonra işinize dönebiliyorsunuz.

Kontakt lens kullanıyorsanız 1 ay ara vermeniz tavsiye ediliyor. Ayrıca yüzme ve dalma gibi sporlara da 1 ay gibi bir süre ara veriyorsunuz.

Tabi ki tüm bunlar ve bunların süreleri sizin doktorunuzun yapacağı muayenelerde belli oluyor.

Vitrektomi Ameliyatı Nedir?

Göz hastalıkları gözün yapısına bağlı olarak ikiye ayrılıyor. Gözün yapısı ön ve arka kısım olarak ikiye ayrıldığı için hastalıklar da ön kısımda ya da arka kısımda olmalarına göre sınıflandırılıyorlar. Gözün ön kısmının görevi görüntünün arka kısma ulaşmasını sağlamak, arka kısımsa sinirsel iletileri beyne iletiyor yani görmemizdeki en önemli görevi arka kısım üstleniyor. Arka kısımdaki hatalıklarda daha önemli demek bu.

Vitrektomi ameliyatıysa gözün arka kısmında yaşanan sorunlar ya da hastalıklarda orada yer alan “vitre jel” ve “retina” üzerinde özel aletler yardımı ile 1 mm den küçük kesilerle girilerek yapılan ameliyatın adı.

Bu şu demek. Vitrektomi ameliyatı glokom ya da diğer göz hastalıkları gibi bir hastalığın değil, bir ameliyatın adı. Ondan dolayı da birçok hastalık ve durumda bu ameliyat bugün büyük başarıyla uygulanıyor.

Vitrektomi Ameliyatı Hangi Göz Durum ve Hastalıklarında Uygulanıyor?

Vitrektomi bir hastalığın değil de ameliyatın adı olduğu için bu ameliyat birçok durum ve hastalıkta uygulanıyor. Doktorlardan edindiğim bilgiler sonucu şunları sayabilirim:

  • Şeker hastalığında görülen ileri patolojilerde,
  • Göz içinde kanama olması durumunda,
  • Görme merkezinde yaşanan kırışıklıklarda,
  • Gözün sinir ağı tabakasının kopması ya da yırtılması durumunda,
  • Görme merkezinde delik bulunduğunda,
  • Göz yaralanmaları sonucunda göze yabancı bir cismin girdiği durumda,
  • Katarakt cerrahisi sonrasında göz içinde lens kalıntısı komplikasyonu olduğu durumlarda,
  • Katarakt ve diğer göz ameliyatları sonrasında göz içinde enfeksiyon oluşumu durumunda.

Gördüğünüz gibi vitrektomi ameliyatı çok fazla durumda yapılabiliyor ve bundan dolayı da oldukça gelişmiş ve başarı oranı çok yüksek bir ameliyat.

Vitrektomi Ameliyatı Nasıl Yapılıyor?

Vitrektomi ameliyatı hastalığınıza göre lokal ya da genel anestezi altında yapılıyor. Ayrıca yapılan kesimin büyüklüğüne göre dikişli veya dikişsiz oluyorlar.

Lokal ya da genel anestezi altında gerçekleştirilen vitrektomi ameliyatında göz duvarında açılan yaklaşık 0.5 mm’lik 3 adet delik ile gözün vitreus boşluğuna ve retinaya ulaşılıyor. Göz içindeki jel (vitreus) dakikada 1500-6000 adet kesi yapabilen bir cihazla temizlendikten sonra retinadaki problemin gideriliyor. Fakat bu süreç gözün hastalığına göre değişiyor.

Vitrektomi Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci

Ameliyat sonrasında gözde kızarma, kanlanma ve hassasiyet oluyor. Fakat bu şikayetler 1 hafta içinde her gün azalarak geçiyor. Bu süre içinde en önemli husus doktor tarafından verilen ilaçların düzenli olarak kullanılması. Gözdeki batma, kaşınma tamamen normal kabul ediliyor ve ameliyat için açılan kesikler iyileştikçe bunlar da geçiyor.

Ameliyatta, gözdeki hastalığın tipine ya da ciddiyetine göre gözün içine sıvı, hava veya silikon verilebiliyor. Hava veya silikon, ameliyat sonrası gözdeki hastalığın tedavisini, göz içinde kaldığı sürece sürdürüyor. Gözün içinde hava bırakılmış ise havanın emilmesi 1-3 hafta arasında değişebiliyor. Bu sürede basınç değişikliklerine sebep olabilecek uçağa binmek, yayla gibi deniz seviyesinden çok yüksek bölgelere seyahat etmek kesinlikle yasak.

Silikonda ise böyle bir tehlike yok. Ancak hava kendiliğinden emilirken, silikon göz içinden ikinci bir ameliyat ile alınmadığı sürece orada kalıyor ve ancak ikinci bir ameliyat ile alınıyorr. Silikonun uzun süre göz içinde kalmasının avantajları olsa da 6 aydan uzun süre kalan silikonlar zarar vermeye başlıyor. Bundan dolayı bu silikonların bu süre öncesinde göz içinden mutlaka alınması gerekiyor.

Tüm süreçler kişilere ve göz hastalığına göre değişkenlik gösterdiği için en doğru süreci size doktorunuz bildirecektir.

Vitrektomi Ameliyatı Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

Vitrektomi sonrasında gözler hassas olduğu için iyileşme sürecine çok dikkat edilmelidir. Burada yazdıklarım kişiden kişiye değişebilir olsa da doktorlardan aldığım genel hususlar şu şekilde.

Ameliyattan sonra ertesi günkü kontrole kadar aksi söylenmediği müddetçe göz kapalı kalmalı.

Göze bir hafta süreyle su değmemeli, duş alırken sadece boyundan aşağısı yıkanmalı.

Bu sürede göze asla dokunulmamalı, silinmemeli.

Operasyon sonrasında reçete edilen ilaçlar düzenli olarak ve tarife göre kullanılmalı.

Operasyondan sonra baş pozisyonu önemli. Bu hususta doktorun tavsiyelerine uyulması çok önemli.

Operasyonda göz içine gaz verilmişse görme az olabiliyor; gözün önünde siyah bir karartı hissedilebiliyor. Verilen gaz 2-6 hafta kadar gözde kalıyor ve bu süre içinde de görmeyi engelleyebiliyor. Bu hastaların uçak ile seyahat etmesi yasak! Herhangi bir nedenle genel anestezi almanızı gerektirecek acil bir durumda gözünüzdeki bu durumu doktora bildiriniz.

Göz içine silikon yağı verilmişse bu silikon 3-6 ay süreyle gözde kalıyor ve sonrasında ameliyatla alınıyor. Silikonun bir süre sonra bozularak göze zarar verme ihtimali olduğundan mutlaka belli aralıklarla kontrolü gerekiyor.

Kontrollerinizi düzenli olarak yaptırmayı unutmayın lütfen.

Kornea Nakli Nedir? Ne Zaman Gerekir?

Gözümüz ön ve arka kısım olmak üzere ikiye ayrılıyor, bunlarda yaşanan hastalıklar da öyle. Kornea gözümüzün ön kısmında, gözün renkli kısmı olan iris tabakasının önündeki şeffaf tabakaya deniyor. Göze gelen ışınlar ilk olarak buradan geçtikten sonra sinir tabakasına ulaşıyor ve görme gerçekleşiyor.

Kornea saydam bir doku ve bu saydamlık görmede önemli bir rol oynuyor. Eğer kornea farklı nedenlerle saydamlığını kaybeder (kalıtsal hastalıklar, katarakt ameliyatı sonrası geçmeyen kornea ödemi) veya şekli bozulursa (korneanın incelmesi ve dikleşmesi) net göremeyiz.

Böyle durumlarda kornea sağlıklı başka bir kornea dokusu ile değiştirilerek görme tekrar kazanılabiliyor. Bu nakil işlemine de kornea nakli deniyor.

Kornea nakli üç farklı şekilde yapılabiliyor. Korneanın tamamı değiştirilebiliyor, sadece üst katmanı değiştirilebiliyor ya da sadece alt katmanı değiştirilebiliyor. Kişinin hangisine ihtiyacı olduğuysa uzman doktor tarafından gerçekleştirilen tetkikler sonucunda belli oluyor.

Korneanın saydam olmasını sağlayan en önemli özelliği damarsız oluşu. Dokuda damar olmaması doku nakillerinde önemli bir avantaj sağlıyor. Kornea nakillerinin diğer nakillere göre çok daha başarılı olması da bundan dolayı.

Kornea Nakli Nasıl Gerçekleştiriliyor?

Kornea nakli ameliyatının yaklaşık süresi 30-40 dakika arasında. Fakat aynı anda yapılacak başka işlemler varsa bu süre uzayabiliyor. Ameliyatın basamaklarıysa şu şekilde:

Öncelikle doktorun tercihine göre göze lokal veya genel anestezi uygulanıyor. Göz ve çevresi dezenfekte ediliyor ve steril bir örtü ile örtülüyor. Daha sonra korneanın merkezi işaretleniyor. Yuvarlak bir bıçak içeren vakumlu bir aletle kornea merkezinde bir kesi yapılıyor ve korneanın merkezi çıkarılıyor.

Nakledilecek kornea da yerleştirileceği yere uygun şekilde hazırlanıyor. Sağlıklı kornea, konulacağı yere dikiliyor. Bu noktada farklı dikiş teknikleri uygulanabiliyor. Buna kararı da tetkikler sonrasında doktor karar veriyor. Nakil ameliyatı göze uygulanan antibiyotikli ilaçlarla bitiriliyor.

Herhangi bir komplikasyonun olmadığı standart kornea nakli ameliyatları sonrası hastanede 4-5 gün kalmanız gerekebiliyor. Bu süre kişinin göz yapısına ya da diğer faktörlere bağlı olarak değişiyor.

Kornea Naklinin İyileşme Süreci

Ameliyat sonrası ilk gün göze koruyucu bandaj takılıyor. Batma, sulanma gibi şikayetler ameliyatı takip eden birkaç hafta boyunca sürebiliyor.Görme seviyesi ise hemen artmayabiliyor. Ameliyat sonrasında en dikkat edilmesi gereken husus ise doktorun tavsiyelerine uyulması ve göz damlalarının düzenli olarak kullanılması.

Ameliyat sonrası ilk kontrol ertesi gün klinik ortamda gerçekleştiriliyor. Bu kontroller daha sonra periyodik olarak yıl boyunca gerçekleştiriliyor. Bunlar genelde ayda bir kez olsa da kişinin durumuna göre değişebilir. Dikişlerse genellikle ameliyattan 1 sene sonra alınıyor. Fakat bu süre doktorunuzun karar vereceği bir şey, ondan dolayı da dikişler bazen birkaç ay içinde alınabiliyor. Gözlerde tam etkinin görülmesi de yine bu bir senenin sonunda oluyor.

Kornea Nakli Sonrası Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Kornea nakli sonrasında dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıralayabilirim:

Verilen ilaçların düzenli ve dikkatli bir şekilde kullanılması çok önemli.

Göze herhangi bir baskı uygulamamalı, gözünüzü kaşımamalısınız. Bu özellikle enfeksiyon kapma ihtimalinin yüksek olduğu ilk günlerde büyük önem taşıyor.

Ameliyat sonrasında takılan koruyucu kapak veya gözlük uzman doktorun tavsiye ettiği şekilde ve sürede kullanılmalı.

Gözünüze darbe alabileceğiniz spor ve aktivitelerden doktorun belirleyeceği süre boyunca uzak durulmalı. Bu naklin başarısını artıracaktır.

Ameliyat sonrası dikişlerin ne zaman alınacağınaysa doktor karar veriyor. Bu sürenin birkaç ayla bir yıl arasında değişebileceğini söylemekte yarar var.

Sık Sorulan Sorular

Katarakt en çok ileri yaşlı yetişkinlerde görülse de sadece yaşlıları etkilemiyor. Yeni doğan bebeklerde (doğuştan), şeker hastalarında, göz yaralanmaları sonucunda, kortizonlu ilaç kullananlarda, romatizma ve kas hastalarında da katarakt görülebiliyor.

Aşağıdaki belirtilerden bir ya da birkaçı katarakt belirtisi olabilir: Görmede azalma, ışıklarda dağılma-saçılma, çift görme, okumada zorlanma, renkleri ayırt etmede zorlanma, göz numaralarının sık değişmesi

Katarakt ilerleyici bir hastalık. Eğer katarakt ameliyat edilmezse görme seviyesi git gide düşüyor. Kataraktın gönümüzde tek tedavisi ise ameliyat. Bu nedenle görmenin tam kaybını önlemek için katarakt ameliyatı gerekli.

Katarakt ameliyatı gece görüşünü belirgin olarak iyileştiriyor. Kataraktın ilk belirtilerinden biri gece görüş yeteneğinin azalması olduğundan yapılan müdahale de bunu değiştirecektir.

Hayır, katarakt ameliyatında yatış gerekmiyor. Yapmanız gereken ameliyatın ertesi günü göz muayenesi için kontrole gitmeniz.

Katarakt ameliyatı sonrası bulanık görme ilk günlerde normal kabul ediliyor. Bu ilk dönem iyileşme süresi 7 ile 15 gün arasında değişebiliyor. Bu sürede görüş yetisi iyi dereceye geliyor. Tam iyileşme ve net görüşse 30 gün sonunda oluyor.

Katarakt ameliyatı sonrasında o gün duş alınmıyor. Ameliyattan sonraki günse duş alabilirsiniz ama suyun gözünüzle temas etmemesine çok dikkat etmelisiniz.

Glokom, belirtileri yönünden 3 gruba ayrılabilir. Bunların ilki belirtisiz glokom. Bunda kişinin göz tansiyonu ile ilgili hiçbir şikâyeti olmaz, ağrı ya da görme azalması da yaşamaz. Hastalığın başlangıç dönemlerinde görme alanında kayıp oluşmaz, oluşsa da fark edilemez. İkinci glokom türü ise belirtili glokom. Aniden başlayan çok şiddetli baş ağrısı, gözde aşırı kanlanma, kapaklarda şişme, görmede hızlı azalma, ışıklar çevresinde halkalar görme gibi göz belirtilerinin yanı sıra bulantı, kusma gibi şikayetler de olabilir. Üçüncü glokom türü ise bebek glokomu. Adından da anlaşılacağı gibi bebeklerde ve küçük çocuklarda görülen bu türde gözde büyüklük, ışıktan aşırı rahatsızlık, göz kapaklarının sıkıca kapatılması ve aşırı sulanma gibi belirtiler olabiliyor.

Bir kişide glokomun varlığı göz tansiyonunun (genellikle) 22 mmHg ve üzerinde olduğu ve görme sinirinin zedelendiği anlamına geliyor. Görme sinirinin incelenmesi sinirin hem yapısında hem de fonksiyonundaki değişikliklerin araştırılmasını gerektiriyor. Bu amaçla kişinin göz tansiyonu ölçülüyor ve görme alanı tetkiki yapılıyor. Glokom teşhisi ancak bu detaylı tetkikler sonucunda konuyor.

Hayır, bu doğru değildir. Glokom ameliyatında iyileşme beklenmese bile mevcut sağlıklı sinirlerin korunması için yapıldığı için görüş muhafaza ediliyor. Fakat kişide katarakt gibi başka bir hastalık mevcutsa göz içi sıvısında ve basıncındaki değişikliklerden ötürü bunun daha hızlı ilerlemesi mümkündür. Böyle bir görüş azalması glokom kaynaklı değil, diğer hastalık kaynaklıdır.

Vitrektomi, gözün arka boşluğundaki kanamaların temizlenmesi, retina yırtık ve ayrılmalarının tedavisi, retina üzerinde gelişen zarların temizlenmesi, sarı nokta hastalıklarının ve gözün içindeki yabancı cisimlerin çıkarılması gibi çok sayıda hastalığın tedavisinde uygulanabiliyor.

Eğer vitrektomi ameliyatı olan kişinin gözünde katarakt da var ve gözün arka kısmının görülmesini engelliyorsa aynı seansta kataraktın da mutlaka düzeltilmesi gerekiyor. Eğer katarakt hafif ve görüşe engel olmuyorsa katarakt ameliyatı başka bir seansta yapılabiliyor. Fakat vitrektomi ameliyatı sonrasında katarakt gelişimi hızlanacağı için bazı doktorlar katarakt hafif olsa dahi aynı seansta ameliyat etmeyi tercih edebiliyorlar.

Her cerrahi işlem gibi vitrektominin de riskleri bulunmakta ama şunu bilmek gerekir ki vitrektomi günümüzde başarı oranı yüksek ve komplikasyonları az bir cerrahi. Ameliyat sonrasında en sık görülen komplikasyonsa katarakt gelişimi. Bunun dışında kanama, enfeksiyon, göz içi basıncında yükselme, hastalığın nüks etmesi, retinada yırtık, retinada ışık hasarı gibi komplikasyonlar da nadir de olsa görülebiliyor. Fakat bunlar ameliyatla tedavi edilen hastalıktan daha az risk taşırlar.

Sağlıklı kornea ölen bir kişinin gözünden alınıyor. Önce bulaşıcı hastalıklar yönünden incelenen bu kornealar daha sonra nakil bekleyen hastalara naklediliyor. Kornealar, ölümden sonraki ilk 8 saat içinde alınabiliyor. Uygun solüsyonlar içinde 14 güne kadar da bekletilebiliyorlar.

Her nakil işleminde olduğu gibi kornea naklinde de red reaksiyonu riski var. Ancak, kornea damarsız bir doku olduğu için organ nakilleri arasında red reaksiyonu en düşük olan operasyon kornea naklidir.

Nakledilen kornea vücut tarafından reddedilirse saydamlığını yitirir ve görme azalır. Fakat kornea bulanık da olsa oradadır. Bundan dolayı göze için herhangi bir tehlike oluşturmaz. Korneanın reddedilmesi durumunda yeniden kornea nakli yapılabiliyor.

Bu süre her hastaya göre değişiyor. Kendi kornealarında damarlanma bulunan, daha önce göz ameliyatı geçirmiş gözler ile ek hastalıkları bulunanlarda iyileşme daha yavaş oluyor. Standart kornea nakli operasyonlarında hastanede yatış süresi ortalama 4-5 gün oluyor.

Tozlu ortamlarda ve ağır beden gücü gerektiren işlerde çalışmayan kişiler ameliyattan 3 hafta sonra işlerine, öğrencilerse 2 hafta sonra okullarına başlayabiliyor. Ancak herkesin yara iyileşmesi ve gözünün yapısı farklı olduğundan istirahat süreniz doktorunuz tarafından değiştirilebilir.

Her organımız çok önemli ama gözlerimizin yeri herhalde hepimiz için ayrı. Gözlerimiz bizim dünyaya açılan penceremiz gibi. Ondan dolayı da gözlerimizin sağlığına önem vermek çok önemli, araştırmalarım sonucundan buna daha da çok ikna oldum.

Gözlerimizde genetik nedenler, enfeksiyon gibi çevresel etkenler ya da yaşlanmaya bağlı olarak sorunlar oluşabiliyor. Bundan dolayı da gözlerinizde hiçbir sorun ya da belirti yoksa bile düzenli göz doktoru muayenesine gitmeniz önem taşıyor. Doktorlar bu hastalıkların erken teşhisi ve tedavisi için 50 yaşına kadar iki senede bir, 50 yaşından sonra ise her sene kontrole gitmeyi tavsiye ediyor. Tekrarlamakta fayda var, bu gözde hiçbir sıkıntının olmadığı zamanlarda geçerli.

Birçok hastalık bu yazıda bu hastalıkların en çok karşılaşılanlarını ele alacağım. Bunlar arasında en çok karşılaşılanı katarakt dediğimiz göz lensimizin şeffaflığını kaybetmesiyle görülen hastalık. Bu hastalık genetik olarak görülebileceği gibi daha yaygın olarak yaşa bağlı görülüyor, çünkü organlarımız da bizimle birlikte yaşlanıyor. Ama gelişen tıp ve teknolojiyle birlikte tedavisi oldukça kolay.

Göz tansiyonu denilen glokom ise göz içi basıncının yükselmesiyle oluşuyor ve 40 yaşın üzerinde görülme sıklığı maalesef artıyor. Vitrektomiyi ise kataraktın simetrik hali gibi düşünebiliriz. Şöyle ki katarakt gözün ön kısmıyla ilgiliyken vitrektomi gözün arka kısmıyla ilgili. Gözün arka kısmındaki kanamalar, iltihaplanmalar gibi sorunların çözümü vitrektomi oluyor. Gözümüzün gördüğümüz renkli kısmın önündeki şeffaf tabaka kornea oluyor. Işınların gözün arka tarafına sağlıklı bir şekilde aktarılamadığı durumlarda bu kornea yüzünden olabiliyor. Bu durumlarda da modern tıp sayesinde bu tabaka sağlıklı bir korneayla değiştirilebiliyor.

Bu hastalıklara ve tedavilerine dair detaylı bilgileri ise aşağıda bulabilirsiniz.

Katarakt genellikle yaşlı hastalığı olarak biliniyor çünkü çoğunlukla 60 yaş üzerindeki insanlarda görülüyor. Ama genetik veya başka sebeplerle daha erken de görülebiliyor. Ondan dolayı gözümüzde hiçbir sorun olmasa da gözümüzü periyodik olarak kontrol ettirmemiz önemli.

Kataraktın yaşa bağlı olarak arttığını söylemiştim. ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü’ne göre 50-54 yaşlarındaki insanların yaklaşık %5'inde katarakt varken 75-79 yaşlarındaki insanların yaklaşık %50'sinde, 80 yaşın üzerindeki nüfusun yaklaşık %70'inde katarakt görülüyor.

Katarakt kendini çift görme, görünüşte bulanıklık, gece görüş açısının bozulması gibi semptomlarla belli ediyor ve zamanla görme yetisinin azalmasına neden oluyor. Bu hastalığın tedavi edilmesi gerekiyor ve kataraktın ilaçlarla tedavisi maalesef mümkün değil.

Katarakt göz içinde bulanık hale geldiyse göz içinde dağılabiliyor. Böyle bir durumda da körlüğe kadar varan sorunlarla karşı karşı karşıya kalmamak için ameliyat olmak gerekiyor. Doğuştan gelen katarakt hastalığında ameliyat ise daha hızlı bir şekilde gerçekleştirilmeli.

Gözlerinizde görüşle ilgili yukarıda bahsettiğim semptomlardan birisi varsa bir an önce güvenli bir kurumda uzman doktorlarla iletişime geçmenizi ve ameliyatınızı olmanızı tavsiye ediyorum.

Katarakt ameliyatında gözünüzün içindeki matlaşmış lens şeffaf bir yapay lens ile değiştiriliyor. Ameliyat sırasında herhangi bir ağrı ya da acı hissedilmiyor, sadece küçük bir baskı hissediyorsunuz. Normal bir katarakt ameliyatı çok uzun sürmez, yaklaşık 15 dakika sürmektedir. Genellikle ayakta tedavi işlemidir ve hastanede konaklamayı gerektirmez. Ameliyat işlemi ise şöyle oluyor.

Korneada küçük bir kesit yapılıyor. Opaklaşan lensi küçük kısımlara ayırmak için yüksek frekanslı bir ultrason cihazı veya lazer kullanılıyor. Lazer genel olarak yaygınlaştığı ve güvenli olduğu için lazer şu anda daha yaygın durumda. Sonrasında lensin opak kısımları gözden dikkatlice çıkarılıyor. Bu opak kısımlar çıkarıldıktan sonra uzman doktor yapay merceği göz bebeğinin arkasına yerleştiriyor. Ameliyat bu kadar.

Korneadaki kesit dikişe gerek kalmadan kendiliğinden iyileşiyor. Ameliyat sonrasındaysa gözün üzerine koruyucu bir siper yerleştiriliyor. Eğer iki gözünüzde de katarakt hastalığı varsa bunlar sırayla yapılıyor ve aralarında 1 ile 3 hafta arasında bir zaman oluyor.

Standart bir katarakt ameliyatı normal olarak sadece 15 dakika sürüyor. Ancak, hazırlık, ameliyat ve dinlenme talimatları ile birlikte ameliyathanede 90 dakika veya daha fazla bir süre kalmanız gerekebiliyor. Ama korkmayın, bu işlemin kendi süresi değil, yani orada dinleniyorsunuz.

Katarakt ameliyatından sonra size refakat edecek birisine ihtiyacınız olacak çünkü gözlerinizi güneş ışığından ve diğer parlak ışıklardan korumak için özel bir gözlük veriliyor. İlaçlı göz damlalarının 3 ile 4 hafta arasında kullanılması gerekiyor. Göz sağlığınız için yaklaşık bir hafta boyunca da uyurken koruyucu göz siperi takmanız gerekiyor. Gözünüz iyileşme süresince, ilk birkaç gün veya durumunuza güre birkaç hafta boyunca az da olsa göz kızarıklığı ve bulanık görme yaşayabilirsiniz.

Bu kısıtlamalarla birlikte gözünüzü ilk günden itibaren kullanabiliyorsunuz.

Katarakt ameliyatı sonrasında iyileşme sürecinin başarılı geçmesi için belli hususlara dikkat etmeniz gerekiyor.

Özellikle ilk iki hafta boyunca yorucu aktivitelerden ve günlük yaşantınızda ya da spor yaparken 15 kilodan fazla ağırlık kaldırmadan uzak durmanız gerekiyor.

Yine birkaç hafta boyunca eğilme, egzersiz ve gözü yorabilecek aktivitelerden kaçınmalısınız.

İyileşme sürecinde gözünüzü suyla temas ettirmemelisiniz. Enfeksiyona neden olabileceğinden, duş alırken gözünüzü kapalı tutmanız ya da büyük yüzme gözlüğü kullanmanız en iyisi. En az iki hafta boyunca yüzme ve jakuzide vakit geçirme gibi aktivitelerden de uzak durmanız öneriliyor.

Gözünüzü enfeksiyona neden olabilecek toz, kir gibi maddelere maruz bırakmamanız, böyle aktivitelerden de uzak durmanız göz sağlığınız en iyisi.

Dikkat etmeniz gerekenlerin belki de en önemlisi ise doktorunuzun tavsiyelerine uyup kontrollerinizi kaçırmamanız.

Glokom ya da göz tansiyonu göz içi basıncının yükselmesi sonucu göz sinirlerinin bozulmasıdır. Gözümüzün arka tarafında bulunan bir sıvı var ve bu sıvı hem üretiliyor hem de aynı zamanda gözden atılıyor. Bu sıvı gözümüzün önündeki gözyaşı değil. Göz tansiyonu hastalığında bu göz içi sıvısının dışa çıkışında bir tıkanıklık oluşuyor ve buna bağlı artan göz içi sıvısı, göz içi basıncının artmasına neden oluyor. Bu tıkanıklı maalesef çıplak gözle görülemiyor ve artan göz içi basıncı da optik sinire zarar vererek sinirlere zarar veriyor. Bu hastalığın zarar tamamen yaşandıktan sonra geri dönüşü olmadığı için düzenli göz kontrollerinde erkenden teşhis edilmesi ve tedavi edilmesi çok önemli. Körlüğe kadar gidebiliyor bu hastalık.

Glokom en çok yaşa bağlı görülüyor. Bir de aile geçmişinizde varsa özellikle dikkatli olmanızı tavsiye ediyor doktorlar. İki türü bulunsa da süreçleri ve semptomları benzer olduğu için burada yaşa bağlı glokom türünü temel alıyorum.

Glokomun en belirgin semptomları arasında görme bulanıklığı, şiddetli göz ağrısı, baş ağrısı, ışıklar etrafında gökkuşağı hareleri görmenin yanı sıra bulantı ve kusma bulunuyor. Glokomun tedavisinde erken teşhis çok önemli olduğu için hem bu semptomlar varsa doktorlar bir uzmana görünülmesini, rutin kontrollerin de aksatılmamasını tavsiye ediyor.

Bunun önemi şurada. Göz doktoru tarafından yapılan rutin göz muayenesi ile tamamen rastlantısal olarak tespit edilen anormal göz içi basıncı artışı, göz tansiyonunun başlangıç belirtisi olabiliyor. Ama bu ille de glokom hastalığınızın olduğu anlamına gelmiyor. Glokom için göz içi basınç artışına göz sinirinde bozulmanın eşlik etmesi gerekiyor.

Glokomun ne kadar ilerlemiş olduğuna ve ne kadar hızla ilerlediğine bağlı olarak üç çeşit tedavi uygulanıyor. Glokoma göz içi sıvısının dışarı atılamaması olduğu için tüm tedavi yöntemleri bunu sağlamaya yönelik. Bunların ilki ilaçla tedavi. İlaçla tedavide glokomanın durumuna bağlı olarak damlalar ya da ağızdan alınan ilaçlar kullanılıyor. Fakat bu ilaçlar genelde ağır ilaçlar olduğundan yan etkileri de oluyor ve bu konudaki en doğru yöntemi doktorunuz söyleyecektir.

İlaç tedavisinin glokomanın ilerleyişini durdurmadığı durumlarda lazer tedavisi uygulanıyor. Lazer tedavisi çok yüksek olmayan göz içi basınçlarını normal düzeye indirebiliyor. Fakat lazer tedavisinde etki süresi genellikle 2-3 yıl oluyor ve tedavinin etkisi 5 yıl içinde azalıyor. Araştırmalarımdan öğrendiğim kadarıyla lazer tedavisi daha çok ilaç tedavisine uymayan veya ilaç tedavisinin işe yaramadığı durumlarda fakat ameliyat da edilemeyen hastalarda vakit kazanmak istendiğinde uygulanıyor.

Eğer göz içi basıncı kullanılan bütün ilaçlara rağmen normal düzeye indirilemiyorsa, göz siniri tahribatı giderek ilerliyor ve görme alanı giderek kötüleşiyorsa ameliyat gerekli oluyor. Ameliyatın yapılmadığı durumlarda kişinin görme yetisini günden güne yitirdiğini söylemek istiyorum. Gözün yapısına ve göz içi basıncının değerine göre değişen değişik ameliyat teknikleri olsa da hepsinin amacı göz dışına çıkmakta zorlanan ve göz içi basıncının artmasına neden olan göz içi sıvısının çıkışını kolaylaştırmak.

Glokom ameliyatıyla ilgili araştırmalarımda öğrendiğim en önemli şeyse başarı oranının çok yüksek olmasının yanı sıra risklerinin de modern teknoloji sayesinde çok düşük olduğu. Eminim beni olduğu gibi birçok kişiyi de rahatlatacaktır bu bilgi.

Eğer glokomlu kişide göz siniri tahribatı giderek ilerliyorsa ameliyat gerekli oluyor. Burada şunu belirtmem gerekiyor ki göz sinirlerinde oluşan tahribatlar ameliyatla geri döndürülemiyor, yani gözde o zamana kadar olan tahribat maalesef kalıcı. Ameliyat daha fazla tahribatı engellemek ve bulunan sağlıklı sinirleri kurtarmak için yapılıyor.

Glokom ameliyatı standart prosedürde bebek ve çocuklarda genel, yetişkinlerde ise lokal anestezi uygulanarak yapılıyor. Hiçbir ağrı ve sızının olmadığı ameliyatlarda sadece gözünüze uygulanan baskı hissediyorsunuz. Glokom ameliyatı yaklaşık 30 dakika sürüyor.

Farklı ameliyat teknikleri bulunsa da hepsinde göz içi sıvısının gözü rahatça terk etmesini sağlayacak bir kanal açılıyor. Açılan kanalın sağlıklı hücrelerce kapatılması ve göz içi basıncının yeniden yükseldiği ender durumlarda yeniden ameliyat gerekebiliyor.

Bu standart ameliyatla sonuç alınamayan durumlardaysa göze tüpler yani suni kanallar yerleştiriliyor. Bu tüp yerleştirilmesi genellikle daha ağır ve inatçı durumlarda uygulanıyor. Ameliyat sonrasında koruma amaçlı olarak gözlere 24 saatliğine bandaj takılıyor.

En önemli şeyse ameliyat sonrasındaki takipler. Ameliyat sonrası bazı hastalarda yine ilaç kullanımına devam etmek veya mükerrer ameliyatlar gerekebiliyor.

Glokom ameliyatı sonrasında iyileşme en az 2-3 hafta sürüyor, ama bu normal hayatınıza dönüşünüz de bu kadar zaman alacak. Bu doktorların daha ziyade görme değerlendirmesinin daha sağlıklı olması için verdikleri süre.

Ameliyat sonrasında gözler bir gece kapalı kalıyor ve ertesi gün açılıyor. İlk 24 saat efor sarf edeceğiniz aktivitelerden uzak duruyorsunuz. Gözünüz açıldıktan sonra günlük aktivitelerinize devam ediyor, kitap okuyabiliyor, televizyon seyredebiliyorsunuz. Tamamen normal hayatınıza dönmeniz ise genellikle 3-4 gün oluyor.

Ameliyattan sonraki bir hafta boyunca gözlerinizin zarar görmemesi için uyurken koruyucu kullanmanız tavsiye ediliyor.

Bazı hastalarda glokom ameliyatı takip eden birkaç gün görmede geçici bir azalma olabiliyor ama bu tamamen normal. Doktorunuzun tavsiyelerini takip etmeniz durumunda görüşünüz en geç 2-3 hafta içinde ameliyat öncesi seviyesine geri dönüyor.

Glokom ameliyatı sonrasında operasyonun başarı oranının daha da artması için dikkat edilmesi gereken hususlar bulunuyor.

Bu hususların en önemlisi doktorunuzun tavsiyelerine uymanız ve eğer ilaç verdiyse bunları aksatmamanız.

Ameliyat sonrasında bir hafta kadar spor, ev işleri ya da çalışma gibi fiziksel aktivitelerden olabildiğince uzak durulmalı.

Tavsiye edilen göz damlaları aksatılmamalı.

Ağır işlerde veya tozlu ortamlarda çalışan biriyseniz iş yerinizden 1 aylık izin almanız çok iyi olacaktır.

İş yükü ağır olmayan, ofisler gibi görece temiz ortamlarda çalışan biriyseniz 2 hafta sonra işinize dönebiliyorsunuz.

Kontakt lens kullanıyorsanız 1 ay ara vermeniz tavsiye ediliyor. Ayrıca yüzme ve dalma gibi sporlara da 1 ay gibi bir süre ara veriyorsunuz.

Tabi ki tüm bunlar ve bunların süreleri sizin doktorunuzun yapacağı muayenelerde belli oluyor.

Göz hastalıkları gözün yapısına bağlı olarak ikiye ayrılıyor. Gözün yapısı ön ve arka kısım olarak ikiye ayrıldığı için hastalıklar da ön kısımda ya da arka kısımda olmalarına göre sınıflandırılıyorlar. Gözün ön kısmının görevi görüntünün arka kısma ulaşmasını sağlamak, arka kısımsa sinirsel iletileri beyne iletiyor yani görmemizdeki en önemli görevi arka kısım üstleniyor. Arka kısımdaki hatalıklarda daha önemli demek bu.

Vitrektomi ameliyatıysa gözün arka kısmında yaşanan sorunlar ya da hastalıklarda orada yer alan “vitre jel” ve “retina” üzerinde özel aletler yardımı ile 1 mm den küçük kesilerle girilerek yapılan ameliyatın adı.

Bu şu demek. Vitrektomi ameliyatı glokom ya da diğer göz hastalıkları gibi bir hastalığın değil, bir ameliyatın adı. Ondan dolayı da birçok hastalık ve durumda bu ameliyat bugün büyük başarıyla uygulanıyor.

Vitrektomi bir hastalığın değil de ameliyatın adı olduğu için bu ameliyat birçok durum ve hastalıkta uygulanıyor. Doktorlardan edindiğim bilgiler sonucu şunları sayabilirim:

  • Şeker hastalığında görülen ileri patolojilerde,
  • Göz içinde kanama olması durumunda,
  • Görme merkezinde yaşanan kırışıklıklarda,
  • Gözün sinir ağı tabakasının kopması ya da yırtılması durumunda,
  • Görme merkezinde delik bulunduğunda,
  • Göz yaralanmaları sonucunda göze yabancı bir cismin girdiği durumda,
  • Katarakt cerrahisi sonrasında göz içinde lens kalıntısı komplikasyonu olduğu durumlarda,
  • Katarakt ve diğer göz ameliyatları sonrasında göz içinde enfeksiyon oluşumu durumunda.

Gördüğünüz gibi vitrektomi ameliyatı çok fazla durumda yapılabiliyor ve bundan dolayı da oldukça gelişmiş ve başarı oranı çok yüksek bir ameliyat.

Vitrektomi ameliyatı hastalığınıza göre lokal ya da genel anestezi altında yapılıyor. Ayrıca yapılan kesimin büyüklüğüne göre dikişli veya dikişsiz oluyorlar.

Lokal ya da genel anestezi altında gerçekleştirilen vitrektomi ameliyatında göz duvarında açılan yaklaşık 0.5 mm’lik 3 adet delik ile gözün vitreus boşluğuna ve retinaya ulaşılıyor. Göz içindeki jel (vitreus) dakikada 1500-6000 adet kesi yapabilen bir cihazla temizlendikten sonra retinadaki problemin gideriliyor. Fakat bu süreç gözün hastalığına göre değişiyor.

Ameliyat sonrasında gözde kızarma, kanlanma ve hassasiyet oluyor. Fakat bu şikayetler 1 hafta içinde her gün azalarak geçiyor. Bu süre içinde en önemli husus doktor tarafından verilen ilaçların düzenli olarak kullanılması. Gözdeki batma, kaşınma tamamen normal kabul ediliyor ve ameliyat için açılan kesikler iyileştikçe bunlar da geçiyor.

Ameliyatta, gözdeki hastalığın tipine ya da ciddiyetine göre gözün içine sıvı, hava veya silikon verilebiliyor. Hava veya silikon, ameliyat sonrası gözdeki hastalığın tedavisini, göz içinde kaldığı sürece sürdürüyor. Gözün içinde hava bırakılmış ise havanın emilmesi 1-3 hafta arasında değişebiliyor. Bu sürede basınç değişikliklerine sebep olabilecek uçağa binmek, yayla gibi deniz seviyesinden çok yüksek bölgelere seyahat etmek kesinlikle yasak.

Silikonda ise böyle bir tehlike yok. Ancak hava kendiliğinden emilirken, silikon göz içinden ikinci bir ameliyat ile alınmadığı sürece orada kalıyor ve ancak ikinci bir ameliyat ile alınıyorr. Silikonun uzun süre göz içinde kalmasının avantajları olsa da 6 aydan uzun süre kalan silikonlar zarar vermeye başlıyor. Bundan dolayı bu silikonların bu süre öncesinde göz içinden mutlaka alınması gerekiyor.

Tüm süreçler kişilere ve göz hastalığına göre değişkenlik gösterdiği için en doğru süreci size doktorunuz bildirecektir.

Vitrektomi sonrasında gözler hassas olduğu için iyileşme sürecine çok dikkat edilmelidir. Burada yazdıklarım kişiden kişiye değişebilir olsa da doktorlardan aldığım genel hususlar şu şekilde.

Ameliyattan sonra ertesi günkü kontrole kadar aksi söylenmediği müddetçe göz kapalı kalmalı.

Göze bir hafta süreyle su değmemeli, duş alırken sadece boyundan aşağısı yıkanmalı.

Bu sürede göze asla dokunulmamalı, silinmemeli.

Operasyon sonrasında reçete edilen ilaçlar düzenli olarak ve tarife göre kullanılmalı.

Operasyondan sonra baş pozisyonu önemli. Bu hususta doktorun tavsiyelerine uyulması çok önemli.

Operasyonda göz içine gaz verilmişse görme az olabiliyor; gözün önünde siyah bir karartı hissedilebiliyor. Verilen gaz 2-6 hafta kadar gözde kalıyor ve bu süre içinde de görmeyi engelleyebiliyor. Bu hastaların uçak ile seyahat etmesi yasak! Herhangi bir nedenle genel anestezi almanızı gerektirecek acil bir durumda gözünüzdeki bu durumu doktora bildiriniz.

Göz içine silikon yağı verilmişse bu silikon 3-6 ay süreyle gözde kalıyor ve sonrasında ameliyatla alınıyor. Silikonun bir süre sonra bozularak göze zarar verme ihtimali olduğundan mutlaka belli aralıklarla kontrolü gerekiyor.

Kontrollerinizi düzenli olarak yaptırmayı unutmayın lütfen.

Gözümüz ön ve arka kısım olmak üzere ikiye ayrılıyor, bunlarda yaşanan hastalıklar da öyle. Kornea gözümüzün ön kısmında, gözün renkli kısmı olan iris tabakasının önündeki şeffaf tabakaya deniyor. Göze gelen ışınlar ilk olarak buradan geçtikten sonra sinir tabakasına ulaşıyor ve görme gerçekleşiyor.

Kornea saydam bir doku ve bu saydamlık görmede önemli bir rol oynuyor. Eğer kornea farklı nedenlerle saydamlığını kaybeder (kalıtsal hastalıklar, katarakt ameliyatı sonrası geçmeyen kornea ödemi) veya şekli bozulursa (korneanın incelmesi ve dikleşmesi) net göremeyiz.

Böyle durumlarda kornea sağlıklı başka bir kornea dokusu ile değiştirilerek görme tekrar kazanılabiliyor. Bu nakil işlemine de kornea nakli deniyor.

Kornea nakli üç farklı şekilde yapılabiliyor. Korneanın tamamı değiştirilebiliyor, sadece üst katmanı değiştirilebiliyor ya da sadece alt katmanı değiştirilebiliyor. Kişinin hangisine ihtiyacı olduğuysa uzman doktor tarafından gerçekleştirilen tetkikler sonucunda belli oluyor.

Korneanın saydam olmasını sağlayan en önemli özelliği damarsız oluşu. Dokuda damar olmaması doku nakillerinde önemli bir avantaj sağlıyor. Kornea nakillerinin diğer nakillere göre çok daha başarılı olması da bundan dolayı.

Kornea nakli ameliyatının yaklaşık süresi 30-40 dakika arasında. Fakat aynı anda yapılacak başka işlemler varsa bu süre uzayabiliyor. Ameliyatın basamaklarıysa şu şekilde:

Öncelikle doktorun tercihine göre göze lokal veya genel anestezi uygulanıyor. Göz ve çevresi dezenfekte ediliyor ve steril bir örtü ile örtülüyor. Daha sonra korneanın merkezi işaretleniyor. Yuvarlak bir bıçak içeren vakumlu bir aletle kornea merkezinde bir kesi yapılıyor ve korneanın merkezi çıkarılıyor.

Nakledilecek kornea da yerleştirileceği yere uygun şekilde hazırlanıyor. Sağlıklı kornea, konulacağı yere dikiliyor. Bu noktada farklı dikiş teknikleri uygulanabiliyor. Buna kararı da tetkikler sonrasında doktor karar veriyor. Nakil ameliyatı göze uygulanan antibiyotikli ilaçlarla bitiriliyor.

Herhangi bir komplikasyonun olmadığı standart kornea nakli ameliyatları sonrası hastanede 4-5 gün kalmanız gerekebiliyor. Bu süre kişinin göz yapısına ya da diğer faktörlere bağlı olarak değişiyor.

Ameliyat sonrası ilk gün göze koruyucu bandaj takılıyor. Batma, sulanma gibi şikayetler ameliyatı takip eden birkaç hafta boyunca sürebiliyor.Görme seviyesi ise hemen artmayabiliyor. Ameliyat sonrasında en dikkat edilmesi gereken husus ise doktorun tavsiyelerine uyulması ve göz damlalarının düzenli olarak kullanılması.

Ameliyat sonrası ilk kontrol ertesi gün klinik ortamda gerçekleştiriliyor. Bu kontroller daha sonra periyodik olarak yıl boyunca gerçekleştiriliyor. Bunlar genelde ayda bir kez olsa da kişinin durumuna göre değişebilir. Dikişlerse genellikle ameliyattan 1 sene sonra alınıyor. Fakat bu süre doktorunuzun karar vereceği bir şey, ondan dolayı da dikişler bazen birkaç ay içinde alınabiliyor. Gözlerde tam etkinin görülmesi de yine bu bir senenin sonunda oluyor.

Kornea nakli sonrasında dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıralayabilirim:

Verilen ilaçların düzenli ve dikkatli bir şekilde kullanılması çok önemli.

Göze herhangi bir baskı uygulamamalı, gözünüzü kaşımamalısınız. Bu özellikle enfeksiyon kapma ihtimalinin yüksek olduğu ilk günlerde büyük önem taşıyor.

Ameliyat sonrasında takılan koruyucu kapak veya gözlük uzman doktorun tavsiye ettiği şekilde ve sürede kullanılmalı.

Gözünüze darbe alabileceğiniz spor ve aktivitelerden doktorun belirleyeceği süre boyunca uzak durulmalı. Bu naklin başarısını artıracaktır.

Ameliyat sonrası dikişlerin ne zaman alınacağınaysa doktor karar veriyor. Bu sürenin birkaç ayla bir yıl arasında değişebileceğini söylemekte yarar var.

Katarakt en çok ileri yaşlı yetişkinlerde görülse de sadece yaşlıları etkilemiyor. Yeni doğan bebeklerde (doğuştan), şeker hastalarında, göz yaralanmaları sonucunda, kortizonlu ilaç kullananlarda, romatizma ve kas hastalarında da katarakt görülebiliyor.

Aşağıdaki belirtilerden bir ya da birkaçı katarakt belirtisi olabilir: Görmede azalma, ışıklarda dağılma-saçılma, çift görme, okumada zorlanma, renkleri ayırt etmede zorlanma, göz numaralarının sık değişmesi

Katarakt ilerleyici bir hastalık. Eğer katarakt ameliyat edilmezse görme seviyesi git gide düşüyor. Kataraktın gönümüzde tek tedavisi ise ameliyat. Bu nedenle görmenin tam kaybını önlemek için katarakt ameliyatı gerekli.

Katarakt ameliyatı gece görüşünü belirgin olarak iyileştiriyor. Kataraktın ilk belirtilerinden biri gece görüş yeteneğinin azalması olduğundan yapılan müdahale de bunu değiştirecektir.

Hayır, katarakt ameliyatında yatış gerekmiyor. Yapmanız gereken ameliyatın ertesi günü göz muayenesi için kontrole gitmeniz.

Katarakt ameliyatı sonrası bulanık görme ilk günlerde normal kabul ediliyor. Bu ilk dönem iyileşme süresi 7 ile 15 gün arasında değişebiliyor. Bu sürede görüş yetisi iyi dereceye geliyor. Tam iyileşme ve net görüşse 30 gün sonunda oluyor.

Katarakt ameliyatı sonrasında o gün duş alınmıyor. Ameliyattan sonraki günse duş alabilirsiniz ama suyun gözünüzle temas etmemesine çok dikkat etmelisiniz.

Glokom, belirtileri yönünden 3 gruba ayrılabilir. Bunların ilki belirtisiz glokom. Bunda kişinin göz tansiyonu ile ilgili hiçbir şikâyeti olmaz, ağrı ya da görme azalması da yaşamaz. Hastalığın başlangıç dönemlerinde görme alanında kayıp oluşmaz, oluşsa da fark edilemez. İkinci glokom türü ise belirtili glokom. Aniden başlayan çok şiddetli baş ağrısı, gözde aşırı kanlanma, kapaklarda şişme, görmede hızlı azalma, ışıklar çevresinde halkalar görme gibi göz belirtilerinin yanı sıra bulantı, kusma gibi şikayetler de olabilir. Üçüncü glokom türü ise bebek glokomu. Adından da anlaşılacağı gibi bebeklerde ve küçük çocuklarda görülen bu türde gözde büyüklük, ışıktan aşırı rahatsızlık, göz kapaklarının sıkıca kapatılması ve aşırı sulanma gibi belirtiler olabiliyor.

Bir kişide glokomun varlığı göz tansiyonunun (genellikle) 22 mmHg ve üzerinde olduğu ve görme sinirinin zedelendiği anlamına geliyor. Görme sinirinin incelenmesi sinirin hem yapısında hem de fonksiyonundaki değişikliklerin araştırılmasını gerektiriyor. Bu amaçla kişinin göz tansiyonu ölçülüyor ve görme alanı tetkiki yapılıyor. Glokom teşhisi ancak bu detaylı tetkikler sonucunda konuyor.

Hayır, bu doğru değildir. Glokom ameliyatında iyileşme beklenmese bile mevcut sağlıklı sinirlerin korunması için yapıldığı için görüş muhafaza ediliyor. Fakat kişide katarakt gibi başka bir hastalık mevcutsa göz içi sıvısında ve basıncındaki değişikliklerden ötürü bunun daha hızlı ilerlemesi mümkündür. Böyle bir görüş azalması glokom kaynaklı değil, diğer hastalık kaynaklıdır.

Vitrektomi, gözün arka boşluğundaki kanamaların temizlenmesi, retina yırtık ve ayrılmalarının tedavisi, retina üzerinde gelişen zarların temizlenmesi, sarı nokta hastalıklarının ve gözün içindeki yabancı cisimlerin çıkarılması gibi çok sayıda hastalığın tedavisinde uygulanabiliyor.

Eğer vitrektomi ameliyatı olan kişinin gözünde katarakt da var ve gözün arka kısmının görülmesini engelliyorsa aynı seansta kataraktın da mutlaka düzeltilmesi gerekiyor. Eğer katarakt hafif ve görüşe engel olmuyorsa katarakt ameliyatı başka bir seansta yapılabiliyor. Fakat vitrektomi ameliyatı sonrasında katarakt gelişimi hızlanacağı için bazı doktorlar katarakt hafif olsa dahi aynı seansta ameliyat etmeyi tercih edebiliyorlar.

Her cerrahi işlem gibi vitrektominin de riskleri bulunmakta ama şunu bilmek gerekir ki vitrektomi günümüzde başarı oranı yüksek ve komplikasyonları az bir cerrahi. Ameliyat sonrasında en sık görülen komplikasyonsa katarakt gelişimi. Bunun dışında kanama, enfeksiyon, göz içi basıncında yükselme, hastalığın nüks etmesi, retinada yırtık, retinada ışık hasarı gibi komplikasyonlar da nadir de olsa görülebiliyor. Fakat bunlar ameliyatla tedavi edilen hastalıktan daha az risk taşırlar.

Sağlıklı kornea ölen bir kişinin gözünden alınıyor. Önce bulaşıcı hastalıklar yönünden incelenen bu kornealar daha sonra nakil bekleyen hastalara naklediliyor. Kornealar, ölümden sonraki ilk 8 saat içinde alınabiliyor. Uygun solüsyonlar içinde 14 güne kadar da bekletilebiliyorlar.

Her nakil işleminde olduğu gibi kornea naklinde de red reaksiyonu riski var. Ancak, kornea damarsız bir doku olduğu için organ nakilleri arasında red reaksiyonu en düşük olan operasyon kornea naklidir.

Nakledilen kornea vücut tarafından reddedilirse saydamlığını yitirir ve görme azalır. Fakat kornea bulanık da olsa oradadır. Bundan dolayı göze için herhangi bir tehlike oluşturmaz. Korneanın reddedilmesi durumunda yeniden kornea nakli yapılabiliyor.

Bu süre her hastaya göre değişiyor. Kendi kornealarında damarlanma bulunan, daha önce göz ameliyatı geçirmiş gözler ile ek hastalıkları bulunanlarda iyileşme daha yavaş oluyor. Standart kornea nakli operasyonlarında hastanede yatış süresi ortalama 4-5 gün oluyor.

Tozlu ortamlarda ve ağır beden gücü gerektiren işlerde çalışmayan kişiler ameliyattan 3 hafta sonra işlerine, öğrencilerse 2 hafta sonra okullarına başlayabiliyor. Ancak herkesin yara iyileşmesi ve gözünün yapısı farklı olduğundan istirahat süreniz doktorunuz tarafından değiştirilebilir.

Yorum Yazın

Deneyimlerinizi bizimle paylasın

Adınız ve Sehriniz: Başlık:
Yorumunuz:

Göndere tıklayarak adımın ve yorumumun web de paylasılmasına izin veriyorum.




Form
Whatsapp
wp
2008 - 2020 MedClinicsTurkey.com
Instagram Facebook Twitter Youtube Pinterest Linkedin Tiktok